Hayatın tam ortasından bir film!

İnan Temelkuran’ın hem senaristi, hem de yönetmeni olduğu ikinci uzun metraj filmi “Bornova Bornova” yakında gösterime girecek… 

inantemelkuran_bornova22009 Mayıs ayında İnan Temelkuran’ın kendi olanaklarıyla İzmir’de çektiği filmi “Bornova Bornova” eleştirmenlerden tam not alacağa benziyor. Filmin prodüksüyon sonrası aşamaları tamamlanmak üzereymiş. Muhtemel gösterim tarihi 2009 Kasım olarak tasarlanıyor.

Temelkuran ile film hakkında Turkish Journal için kısa bir söyleşi yaptık…

Filmin konusu ne?

Yıllardır en önemli sorun olan işsizlik, mesleksizlik ve onun yarattığı ruh hali ile ilgili bir film yaptık.

“İşsizliğin doğurduğu temel bozulmalardan bir tanesi kişinin kendini toplum içinde tanımlayamamasıdır”diyor Temelkuran…
Modern toplumlarda bireylerin kendilerine kimlikler ve bu kimlikler sonucu da statü edindiklerine değiniyor. Ancak işsizlik ile kişinin bundan yoksun kaldığını belirtiyor ve ekliyor: “Kişi adeta boşlukta sallanmaya ve sağa sola savrulmaya başlar. Bu sallanma çeşitli komplekslerin ve güvensizliklerin doğmasına neden olur ve kişi tutunabildiği ilk şeylere tutunmaya çalışır. Tutunulan kimlikler sonradan bir şey kazanılmadığına göre doğuştan gelen kimliklerdir: milliyet, cinsiyet vs… Ancak bu kimliklere sahip olan etrafta çok insan vardır. Kendini farklı hissetmek için birey bu kimliğini pekiştirip hak ettiğini fakat kendinden esirgendiğini düşündüğü statüyü ele geçirmeye çalışır. Bunun en kolay yolu da şiddete ve korkutmaya başvurmaktır. Sonuçta sözünü ettiğimiz kendini gerçekleştirmek için eline bir fırsat verilmeyen bireyin savunma mekanizmasıdır”

Temelkuran, bu filmin ayrıca insanları tanımayla da ilgili olduğunu söylüyor ve filmi, hem karakterlerin hem de izleyicinin birlikte çıktığı bir yolculuk olarak tanımlıyor. Bu yolculuk sırasında bazen şiddetin açıklanabilir bir şekilde ortaya çıkmadığını göreceğimizin ve nedenlerin daha derinlerde, bazen de hayatın bir noktasındaki anlık rastlantılarda bulunabildiğinin altını çiziyor.

Sonuç?

Toplum hayatında vuku bulan olayların sayısı sonsuz. Bulmaya daha doğrusu anlamaya çalıştığım şey şiddetin nedenleri ve aynı zamanda ona yol açtığını düşündüğüm toplumdaki genel hava olan umutsuzluğun, içine kapanmışlığın, depresyonun ve tek çıkar yol olarak görülen “buradan çekip gitmenin” bir resmini çıkarmak.

“Yargılamaktan ziyade düşündürmek isteyen bir film yapmak istiyoruz, hayatın tam ortasından” 

“Türk sinemasında değişik bir film yapmaya çalışmak da ayrı bir iddiamız” diyor Temelkuran ve ekliyor: “Sinemamız hala Aristo’dan gelen dramatik çizgiye oldukça bağlı. Çatışma, olaylar zinciri, bu olaylar zincirinde ilerleyen bir kahraman ya da anti kahraman, bu kişinin olaylar karşısında değişmesi ve izleyicinin kendisini eserin karakterleriyle özdeşleştirmesi… Kişisel görüşüm olaylardan ziyade kolektif psikolojik durumun davranışlarımızı daha çok etkilediği yönünde. Zira birey olamamış insanlardan kurulu bir toplumuz. Aidiyete mecbur edilmiş, ortalıkta işsiz güçsüz gezen her an patlamaya hazır bir bomba. Bu bahsettiğim toplumun en marjinal kısmı değil, bu toplumun yüzde altmışı. Kahvelerde oturan ve bahis takip edenler, bakkal önlerinde vakit öldürenler ve evlenmeyi bekleyen genç kızlar… Elbette bütün bu sorunların merkezi daha makro bir yerde saklı. Ancak bu makro merkeze doğru hareket etmek onun varlığından bile haberi olmayan bu koca güruhun hayattan haklı bir istekleri var. “İşim olsun, evleneyim, çocuk sahibi olayım, emekli olup, torunlarıma biraz bakıp öleyim, gerisi detay…” diyen bir grup insan. Bu insanların o durağan hayatına bir bakış, belki biraz ezberimizi bozmak için…”

 bornova_bornova

 

 

 

 

 

 

 

 

(Turkish Journal)

Leave a Reply

Your email address will not be published.