Rockefeller Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren moleküler biyolog Dr. Ezgi Hacısüleyman: “Kontrol edilemeyen bir güce karşı savaş verirken bilgi kirliliği daha da zararlı hale geliyor, aşı olmak hala önceliğimiz olmalı”

SARS-CoV-2 virüsünün genetik sekansını öğreneli epey zaman geçti ve elimizde çok iyi çalışan aşılar var ancak varyantlar endişe sebebi.

Daha yenice The New England Journal of Medicine (NEJM)’de yayımlanan bir makalede daha önce belirtilen İngiltere, Brezilya, ve Güney Afrika varyant kategorilerinden farklı bir varyanttan bahsediliyor. Makalenin başyazarı Dr. Ezgi Hacısüleyman’dan bu araştırma ile ilgili bilgi aldım. 

Dr. Hacısüleyman, doktorası sırasında  biyokimya ve mRNA biyolojisi üzerine eğitim gören bir isim. Şu anda Rockefeller Üniversitesinde mRNA ile nörobiyoloji kesişiminde bir proje yürütüyor. 

NEJM’de yayımlanan makaleleri üzerine şöyle konuştu: 

“Salgının başlangıcında Rockefeller’da bir test platformu üzerine çalışmaya başladım. Amaç üniversitenin açılabilmesini sağlamak (ve New York’taki okulları test edebilmek) için kolay, ucuz, ve ulaşılabilir bir test üretmekti. mRNA üzerine çalıştığımız için bildiğimiz bazı prensipleri tükürükten mRNA virüsünü izole etmek için kullandık ve mayıs ayı itibariyle EUA alarak Rockefeller çalışanlarını test etmeye başladık. Test, virüsü etkisiz hale getirecek bir sıvı içerisinde alınan tükürük örneği üzerinden çalışıyor. Oldukça hassas bir PCR testi. Bu test sayesinde bütün kampüse gelen Rockefeller çalışanları her hafta bir kez test oluyor yani buna biraz da izleme amaçlı bakıyoruz çünkü kampüsün önemli bir yüzdesi aşılandı. Özellikle aşılanmaya geçiş sürecinde testler çok önemli oldu çünkü bu sırada ABD’de (New York da dahil) koronavirüs varyantları görülmeye başlandı. Pfizer-BioNTech ve Moderna aşılarının varyantlara karşı olan etkisini Rockefeller’daki immünoloji grupları detaylı bir şekilde çalıştı ve bu konuda birçok çalışma yayımladılar. Ancak aşılanmış olan kişilerin PCR testinde pozitif çıkmaya başladığını fark ettik ve NEJM’de yayınlanan makalemiz bunun üzerine oldu.”

Biri Pfizer-BioNTech diğeri Moderna aşısıyla aşılanmış olan iki kişi PCR testinizde pozitif çıkmış. 417 kişi arasında iki kişi çok şaşırtıcı mı? 

İki kişi pozitif çıktı, evet ve semptom göstermeye başladılar. Enfeksiyonları hiç aşı olmamış insanlarınki kadar yüksek çıktı yani kendilerinde çok fazla bir etki (baş ağrısı, boğaz ağrısı görüldü) yaratmasa da çevrelerine karşı hala büyük bir risk taşıyorlardı. Biz de öncelikle onların tükürüklerinden virüs izole ederek sekansladık ve orijinal Vuhan virüsüyle kıyasladık. 
Sonuç aslında çok şaşırtıcı değil çünkü yüzdeye bakarsak aşılanan grupta enfeksiyon yüzde 0,5 iken aşılanmayan grupta 2,2. Yani aşının yine de bu küçük grupta da olsa koruyucu etkisi görülüyor. Hatta son zamanlarda aşılanmayan grupta yüzde daha da artış göstermiş durumda. Virüs doğal olarak yayıldıkça mutasyona uğradığı için aşıların zaten yüzde yüz efektif olması beklenmiyordu ve hiçbir aşı varyant senaryosu dışında bile yüzde yüz çalışmaz. 

Sekanslama sonucu gördüğünüz ne?  

İki hastanın da varyant virüslerle enfekte olmuş olduğunu ancak bu varyantların daha önce belirtilen İngiltere, Brezilya, ve Güney Afrika varyant kategorilerinden farklı olduğunu tespit ettik. “Variants of concern” olarak belirlenen mutasyonlara sahip olduklarını da gösterdik. Yani tam olarak bir kategoride olmasa da iki hastanın da koronavirüsü daha tehlikeli hale getiren mutasyonları taşıyan virüsle enfekte olduğunu iki farklı teknikle gösterdik. Hastadan aldığımız serumla antikor testi de yaparak hastanın kanında yeterli derecede antikor bulunduğunu ve bu antikorların orijinal, E484K, ve New York varyant virüsü yeterli derecede nötralize ettiğini ancak yine de  bunun enfeksiyonu engellemediğini gördük. 

Bütün bunlardan yola çıkarak, “Aşı da olsak çok işe yaramıyor” diye düşünenler çıkabilir. Ne derdiniz böyle bir düşünceye? 

Makalede de belirttik, aşılamanın çok hızlandırılmış bir şekilde devam etmesinin gerektiğini, ancak bu şekilde varyantların daha tehlikeli hale gelmesinin engellenebileceğini ve aşılanma sonrası semptom gösteren hastaların test olarak kendilerini ve çevrelerini koruyabileceğini. Amaç korku yaratmak değil sadece daha fazla data ile salgına karşı daha bilinçli bir mücadele verebilmek. Aşı olmak hala öncelikli olmalı.  

Yeni varyantlar için güncellenmiş aşılara ne zaman ulaşılır sizce? 

Moderna bu konuda çalışmalara başladı. Booster olarak şu an bilinen varyantlara karşı yeni aşılar hazırlıyorlar. Yapılması an meselesidir ve diğer şirketler de bu alanda çalışmalarını hızlandırdı. Ancak aşının yayılımında dünyada çok büyük bir dengesizlik olduğu için öncelikli olarak “daha efektif” olarak bilinen aşıları mümkün olduğunca daha fazla ülkeye ulaştırmak daha önemli gibi duruyor.

Türkiye’de tek aşı opsiyonu Sinovac iken Pfizer-BioNTech’in de devreye girmesiyle çok kişi seçim yapmakta zorlanıyor. Aşılar hakkında çok fazla bilgi kirliliği dolaşımda maalesef. Alerjisi, astımı, kalp damar rahatsızlığı vb olan kişilerin mRNA aşısı olmasında bir sakınca var mı? 

Hayır, böyle bir sakıncaya şu ana kadar yapılan çalışmalarda rastlanmadı. Bilgi kirliliği, insanlar kontrol edemediği bu güce karşı savaş verirken daha da zararlı hale geliyor ne yazık ki. mRNA aşısı koronavirüs başladığında değil zaten senelerdir üzerinde çalışılan bir alandı. Yani çok fazla bilgi zaten bu konuda üretilip test ediliyordu. Aşı sonrası görülen (alerji, kan pıhtısı gibi) vakalar istatistiksel olarak bir tehlike oluşturmuyor ancak çok dikkatle herkes izlendiği için bu detayları daha fazla görüyoruz.

Son olarak, bu pandemi süreci sizin için nasıl geçti? Aşı çekimserleri başta olmak üzere, çok kişiye bu süreçte önerileriniz ne olur? 

Benim için gündelik çok radikal bir değişim olmadı çünkü işe gitmeye devam ettim. Yani birçok insanın aksine “normal” hayatım biraz da olsa devam etti. Ancak tabii ki sevdiğim insanları görememek, dışarı çıkıp rahatça yürüyememek, oturamamak, konuşamamak, herkes gibi aylarca süren bu durumda benim de psikolojimi kötü etkiledi diyebilirim. Bir noktada sanırım temmuz ayında New York biraz daha normalleşmeye başladığında, beş-altı kişi bir araya geldiğimizde ne/nasıl konuşacağımız konusunda bocalamıştık.

En önemli tavsiyem öncelikle herkesin imkanı el verdiğinde aşı olması. Bu süreçten en az kayıpla kurtulmamız buna bağlı. Ve sonrasında da yine dikkatli olmaya devam etmek. Maske takmaya devam etmek, el yıkamak ve de en önemlisi aşı sonrası semptom gösterdiğimizde test olmadan (özellikle 60 yaş üstü bireylerin yanına) toplum içine karışmamak. 

Dr. Ezgi Hacısüleyman kimdir? 

Robert Kolej mezunu. MIT Üniversitesinde moleküler biyoloji ve kimya mühendisliği alanlarında çift anadal yaptıktan sonra kısa süre Novartis’te çalıştı sonra Harvard Üniversitesinde moleküler biyoloji ve biyokimya alanında doktorasını aldı. Doktorasının başında insan genomunda “hurda” DNA olarak bilinen ve o zamana kadar anlam verilmeyen genleri araştırmaya başladı. Bunun sonucunda Firre adını verdikleri protein “kodlamayan” bir gen keşfettiler ve RNA olarak görev yapan bu genin özelliklerini farelerde çalıştılar. Doktora sonrası çalışmalarına ise  Dr. Jonathan Weissman’in laboratuvarında başladı. Postdoc’u için hayali doktorada başlamış olduğu RNA çalışmalarına devam etmek ve memeli hücrelerinde RNA’nın hücrenin işlevlerini nasıl organize ettiğini çalışmaktı. Ama bunu nöronlarda çalışmak istediği için Dr. Weissman’in laboratuvarında geliştirdiği tekniği Dr. Robert Darnell’in laboratuvarına taşıdı ve çalışmalarına Rockefeller’da devam ediyor. Nöronların birbirleriyle nasıl temas ettiğini ve aralarındaki bilgi transferinin Alzheimer ve otizm gibi hastalıklarda nasıl sekteye uğradığını çalışıyor.