MIT Koch Enstitüsü Tasarım Ödülü’nü kazanan Aslı Gökdemir: “Baktığımızda tüm dünyadan kareler aynı şu an”

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde (TOBB ETÜ) Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı öğrencisi Aslı Gökdemir, dünyanın en önde gelen üniversitelerinden Massachusetts Institute of Technology (MIT)’nin düzenlediği “MIT Koch Institute Image Awards” yarışmasında ödül kazandı.

Gökdemir’in tasarımı MIT Koch Enstitüsü galerisinde, ana cadde üzerinde sergileniyor. Tasarım bir tablodan oluşuyor. Tabloda değişik renk ve tonlar ile kanser hastalarının çeşitliliğini, ilaç yanıtının karmaşıklığını ve tedaviyi takiben tümörlerin değişen evrimsel manzarasını görüyoruz. Görülen her rengin ve tonun kodları ilaçların tümörler üzerindeki etkisine göre özenle hesaplanmış. Test edilen kanser ilacı 200’den fazla. Mavi ve yeşil hassasiyeti gösterirken, kırmızı ve pembe direnci gösteriyor. Renk ne kadar soğuk olursa, mutasyona sahip bir hücrenin o ilaç tarafından öldürülmesi daha olası.

Gökdemir,  bu çalışma için Hemann Laboratuvarı’nın araştırmalarını baz almış. Tümörün genetik yapısına bakılarak, hastanın belirli bir ilaca nasıl cevap vereceğinin önceden bilinmesini ve bu stratejinin kanser tedavisinin her bir kanser hastası için kişiselleştirilmesini sağladığını öğrenince etkilendiğini ifade ediyor. Kanser tedavilerinin sıklıkla hangi ilacın hangi kişide etkili olup olamayacağına dair net bir anlayış olmadan verildiğine, bu nedenle kanser hastalarının sıklıkla tedavinin yan etkilerine maruz kaldığına ve yaşam kalitelerinin düştüğüne dikkat çekmek istediğini belirtiyor.

Gökdemir, 1998 Ankara doğumlu. Sanatın çoğu dalıyla iç içe büyüdüğünü; müzik, sanat, spor, teknoloji ve dünya mutfağı ile arasının hep çok iyi olduğunu söylüyor:

“Güzel şeyler başarıyorsam eğer bunun en büyük sebebi ailemin beni ne yapmak istiyorsam özgür bırakması ve desteklemesi diyebilirim. Kendimi bildim bileli yapmak istediğim tek şey buydu, tasarlamaktı. Sanat, duygu, durum ileten bir araç ve insandan insana bir ilişki söz konusu. Son çalışmamda yapmak istediğim şey de tam olarak buydu. Karmaşık bilimsel öğeleri sanat aracılığıyla alıcıya iletmek. Bir şeyler tasarlamaya, çizmeye başladığımdan beri bilimin ve teknolojinin sanat için öneminin farkındaydım. Bundan beş yıl önce bu anlamda ilk çalışmam, matematik ve müziğin etkileşimiyle ilgili olmuştu. Bu tür bağlamlar, birbirini tamamlayan alanları biraraya getirmek hep ilgimi çekti. Son bir yıldır MIT’yle çalışarak bu alanda ufkumun daha çok genişlediğini görüyorum.” 

Bu günlerde nasıl hissettiğini soruyorum, yanıtı şöyle:

“Kesinlikle yalınlaştığımızı düşünüyorum. Enteresan ve alışılmadık olarak, bütün dünya aynı anda neyin daha kıymetli olduğunu anlıyor. Bu kadar birbirimizden farklı olduğumuzu düşünürken bir anda aslında ne kadar da aynı olduğumuzu gördük. Endişelerimiz, sevinçlerimiz aynı. Baktığınızda tüm dünyadan kareler aynı şu an. Genç yaşımda böyle bir şeye tanık olarak, insanları bilinçlendirecek her çalışmanın insanlığa ne büyük bir hizmet olacağını gördüm.”

Nasıl geçiyor karantina?” sorusuna ise şöyle cevap veriyor:

“ABD’ye ödül törenim için tekrar döndüğümde salgın başladı. Hâlâ buradayım. İşlerim dijital olduğu için rahatlıkla devam ediyorum ve kendimi dinliyorum bu süreçte. Ne yapmak istiyorum? Türkiye’ye döndüğümde hastanelerle, laboratuvarlarla bu alanda yapmak istediğim projeler var aklımda, onları geliştirmeye yoğunlaştım. 

Tabii ki çok ciddi sonuçları oluyor bu sürecin. Koronavirüs salgını sonrası bütün dünyada büyük bir algı değişimi olacağını düşünüyorum. Fakat genç yaşımda gözlemlediğim, bilinçlendiğim durumlar benim için çok kıymetli oldu. Yaşadığımız, deneyimlediğimiz her şey bakış açımızı değiştirmeye sebep oluyor.”

“Bir sonraki proje salgın üzerine olur belki” deyince şunları söylüyor:

“Yaşadığım şeyleri yaşamam gerekiyormuş gibi düşünüyorum. Böyle pozitif yaklaşınca da işlerime yansıdığını düşünüyorum. Bu dönemde gelişmeleri sıcak takip edebileceğim bir yerde olduğum için şanslıyım. Kesinlikle bu konuda hızlıca bir şeyler çalışmak istiyorum. Bilimde ve sanatta zamanı yakalamak, gündemi takip etmek çok önemli bence. Harvard, MIT gibi birçok yerden, çevremden son gelişmeleri öğrenip üzerine çalışabilme fırsatım oluyor.”

Hayal projesi

“Her alanın kendine ait bir dili var. Bilim dili de bunlardan biri. Bu tür terimlerde ve kavramlarda kayboluyoruz çoğu zaman. Bir şeyi anlamadığımızda stres oluyoruz ve belirsizlikler içinde endişeleniyoruz. Benim gayem tüm bu karmaşıklığı basit ve estetik bir iletişim yolu olan sanatla çözmek. Bir resim bin sözcüğe bedeldir, evrenseldir. Bundan yola çıkarak felsefem, terimler her ne kadar karmaşık olsa da bunu herkese hitap edecek bir sanat eserine dönüştürerek bilinçlendirmek ve hayatlarını kolaylaştırmak. Dünyanın her bir köşesinde, 7’den 70’e herkese ulaşabilmek.”