Astrolojinin bilimle imtihanı: Yıldızlar size ne söylemiyor?

Astrolojinin bilimle imtihaniHem astrolojnin ortaya çıkmasını sağlayan Babillilerde, hem de onu alıp daha popüler hale getiren Antik Yunanlılarda günlük, haftalık, aylık fal diye bir şey olmadığını biliyor muydunuz? Bugün “yıldızınız ne söylüyor” şeklindeki falcılığın doğrudan gazete astrolojisi olarak doğduğunu ve doğuşunun 1930’lara dayandığını duymuş muydunuz?

‘Açık Bilim’ dergisinin kurucu editörlerinden ve Yalansavar yazarlarından biri olan Tevfik Uyar, yenice yayımlanan ‘Astrolojinin bilimle imtihanı: Yıldızlar size ne söylemiyor?’ adlı kitabında astrolojiyi ameliyat masasına yatırıyor. Uyar, Sunday Express’in Genel Yayın Yönetmeni John Gordon’ın, Prenses Margaret’in doğuşuna yönelik sansasyonel bir şeyler yapmak istediği için bir astroloğun kapısını çaldığını, bu haberin ses getirdiğini ve astrolojinin bugün bildiğimiz gazete astrolojisine evrildiğini hatırlatıyor. Başka bir deyişle, bugün yürütülen günlük fal sisteminin tarihsel bir referansı olmadığının ve daha en baştan para kazanma amacıyla yürütülen sansasyonel bir faaliyet olarak doğduğunun altını çiziyor.

Kitabını, “Nereden çıktı?”, “Neden sahte?”, “Nasıl tuttu?” şeklinde üç soru üzerine temellendiren Uyar, kitabında birçok bilimsel araştırmanın sonucuna yer veriyor ve astrologların ifadelerinin astroloji tutkunlarına nasıl inandırıcı görünebileceğini ve insanların çevreden gelen verileri farkında olmadan bu inançlarına uyacak şekilde nasıl çarpıttıklarını anlatıyor. Kalıp yargılar, şemalar, bulunabilirlik hatası, temsililik hatası, forer etkisi gibi pek çok zihinsel süreçleri örnekleriyle açıklamaya çalışıyor.

‘Bilim kendini sürekli yenilerken astroloji yenilemez’

Astrolojinin bayatlığının bugün insanların sandıkları burca ait olmamaları kadar büyük bir boyutta olduğunu belirten Uyar, bu durumu şöyle açıklıyor:

“Dünyanın bir hareketi de yalpalamadır. 25 bin 800 yıllık bir döngüdür bu. Yalpaladığı için de bugünkü gökyüzü ile astrolojinin popüler hale geldiği ilk çağdaki gökyüzü aynı değildir ve burçların tarihleri değişmiştir. Burçlar birer burç kaymıştır. Mesela şu an kendini akrep sanan birisi aslında terazidir; zira doğum tarihinde güneş M.Ö 600 yılında olduğu gibi akrep burcunda değil, terazi burcundadır. Astrologlar böylesi bir gerçeği bile kabul etmekte zorlanıyorlar; zira kabul etmeleri halinde tüm sistem çöker ve bütün kitaplarının hatalı olduğunu kabul etmek zorunda kalırlar. O yüzden burçların aslında takımyıldızlarıyla alakalı olmadığı gibi bir açıklamayla, astrolojinin çok temel bir tezini reddederek durumu kurtarmaya çalışıyorlar.”

Başka bir örnek olarak Plüton’un artık gezegen olarak nitelendirilmediğini gösteren ama astrolojinin bu konudaki tavrının net olmadığını söyleyen Uyar, “Adına gezegen veya cüce gezegen denmesi elbette fark etmez, fakat madem cüce gezegenleri de hesaba katacaklar, güneş sistemimizde keşfedilmeleri üzerinden çok zaman geçmeyen diğer cüce gezegenleri astrolojik kehanet sistemine niçin dahil etmediklerini sormak lazım” diyor.

‘Bu işin ‘inananlar’ tarafı, bir de ‘inandıranlar’ tarafı var’

“Geçtiğimiz günlerde medyada ‘mavi ay’ rüzgarı esti: Basit bir İngilizce deyim nedeniyle ayın mavi görüneceğini sandı insanlar. Oysa gerçekle hiçbir ilgisi yoktu. Astrologlar arasında da asparagas haberlere inanıp ayın mavi görüneceğini iddia edenler oldu. Deneyimli olanları temkinliydi: “Ancak çok açık bir havada uçuk mavi olarak görünebilir” demişti. Yani ayı mavi göremeyen olursa “havanın açık olmadığı” ya da “mavinin fark edilemeyecek kadar uçuk olması” ile açıklanabilecekti böylece.

Tevfik Uyar

“Astrologların genelde başvurdukları tekniğe güzel bir örnektir bu: Fazlasıyla genel ya da yanlışlanamaz ifadeler üretirler; böylece bu ifadeler çok rahat kabul edilir. Ben de çok iyi kahve falı bakabiliyor ve astrolojik kehanetlerde bulunabiliyorum mesela. Fincanı açıp, ‘Siz çok gururlu bir insansınız ama gerektiğinde gururunuzu ayaklar altına alabilirsiniz’ dediğim zaman itiraz eden olmuyor. Hatta fal girişimim sonrasında “sadece uydurduğumu” söylesem de inandıramadığım zamanlar oluyor. Ünlü illüzyonist James Randi’nin yaptığı bir deneyi zaman zaman sınıflarımda tekrar ediyorum: Bir A4 dolusu yuvarlak ifadelerle yazdığım astrolojik burç analizini tüm öğrencilere dağıtıyor ve okul idaresinden doğum tarihlerini aldığımı ve dağıttım falların kendilerine özel olduğunu söylüyorum. Daha sonra dağıttığım kağıtların kendilerini ne kadar anlattığını oylamalarını istiyorum. Genelde 5 üzerinden 5 veriyorlar. Nihayetinde bütün kağıtlarda aynı şey yazdığını öğrenince çok şaşırıyorlar. İşte falcılıkta ve karakter analizlerinde maruz kaldığımız şey de budur.”

Nasıl tutuyor o halde?

20. yüzyıl ortalarında düşünürler astrolojiyi insan egosuyla bağdaştırıyorlar ve insanların göksel objelerin bir şekilde kendi hayatlarıyla ilintili olduğuna inanmaktan mutluluk duyduğunu düşünüyorlardı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen psikoloji ve sosyal psikoloji sahaları daha başka bulgular ortaya koydular. Özetleyecek olursak; hepimiz bu tür şeylere inanmaya yatkınızdır ve eğer bir defa inanırsak yanlışla doğruyu birbirinden ayırt etmekte zorluk çekeriz. Sevdiğimiz bir insanın kötü olduğuna inanmakta güçlük çekmemizle astrolojinin geçersiz bir yıldız falı olduğuna inanmakta zorlanmamız temelde aynı psikolojik süreçlerden kaynaklanıyor: İnsan sürekli olarak kendi inançlarını doğrulayan kanıtlara odaklanıyor; yanlışlayanlara değil.

Doğal olarak bir ülke insanının kaba olduğuna inanıp, o ülkeden bir bireyin gördüğümüzde kaba davranışlarına daha fazla dikkat etmemizle, ya da kadınların araç kullanmada başarısız olduğu önyargısı ile trafikte hata yapan onca erkeğe rağmen sadece kadınların hatalarına odaklanmamızla, tüm ikizlerin dengesiz olduğuna inanıp dengesizlik belirtisi hareketlerine dikkat etmemiz aynı mekanizmanın sonucu. Oysa kimisi on binlerce kişiyi içeren bilimsel araştırmalar astrolojik burç ile kişilik arasında herhangi bir bağlantı olmadığını, bir ikizler burcu insanının bir yay burcu insanına göre dengesizlikte bir adım daha ötede olmadığını defalarca ortaya koydu. Astrolojinin tüm tezleri, kimisine astroloji dernek ve federasyonlarının da katıldığı onlarca bağımsız araştırmayla çürütüldü.

Peki, “astroloji bizim için eğlenceli veya çok önemli” diyenlere bir itirazınız var mı?

Orasına bir itirazım olamaz. İnsanlar inandıkları şeylerden ötürü eleştirilemez ve kınanamazlar. Mesela siz üç sayısının uğurlu bir sayı olduğuna ya da kırk kere söylediğiniz şeyin gerçekleştiğine inanabilirsiniz; fakat beni de bu söylediklerinize inandırmak istediğiniz zaman beni ikna etmek için akla uygun deliller öne sürmelisiniz. Dolayısıyla astrolojinin bir bilim olduğunu, kabul etmemiz gereken bir gerçeklik olduğunu iddia ettiğiniz zaman ya da insanlara astrolojiye dayanarak ne zaman ameliyat olmalarını gerektiğini söyleyip onların sağlıklarıyla veya “yatırım için iyi bir hafta” diyerek kazançlarıyla oynamaya kalkıştığınız zaman ona itiraz ederim. Zaten kitabım buna ettiğim itirazların bir toplamı. Astroloji bir gerçeklik veya bir bilim olarak nitelendirilmekten çok uzak.

 

(T24)

Become a patron at Patreon!