Öğrencilerin ‘Çalış ve Gez’ çilesine tepki yağıyor

İlk olarak Turkish Journal’da yer alan Türk öğrencilerin “” (Çalış ve Gez) programıyla yaşadıkları çile, gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. 

Üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği “Work and Travel” (WAT) programıyla her yıl 10 bine yakın Türk öğrenci Amerika’ya geliyor. Yalnız bu yıl hep kötü tecrübeler ve de öğrencilerin şikayetleri gündemdeydi. Şükrü Safa Çınar’ın başına gelen talihsiz kaza günlerce konuşuldu. Şimdi de Yusif Muslumov, Ali Karamık, Gansukh “Tommy” Sambuu, Roman Protsiv ve Battur “Sam” Munh-Erdenesat’in Riverton’da işsiz ve evsiz kalmaları üzerine gözler yine WAT şirketlerinin öğrencileri ne kadar sahiplenip sahiplenmediği konusunda bizi araştırmaya sevketti.

İlk olarak Turkish Journal yazarı Ali Çınar’ın konuyu detaylı bir şekilde köşesine taşımasıyla gündeme gelen öğrencilerin ‘Çalış Gez’ maceraları, bu yazının ardından Turkish Journal’a ulaşan Ali Karamık ve arkadaşlarının yaşadığı zorluklar başta anne-babalar olmak üzere yoğun tepki topladı.

Karamık, “WAT programına katılıp ABD’ye gelen öğrencilerden biriyim” diyor ve ekliyor: “Biz buraya gelirken o kadar güzel anlatıyorlardı ki insanın ağzı açık kalıyordu. İş garantisi, kalacak yer garantisi, iş verenle şu anda hiç kimsenin sorunlu olmadığı, herkesin memnun olduğu, eğer bir sorun olursa kendilerine ulaşabileceğimiz 24 saat açık telefon vs. hepsine garanti veriyorlardı.” Karamık: “ABD’ye gelmeden önce kontratımızı imzaladık. Kontrata göre çok güzel bir ev ve işimiz olacaktı. Buraya geldim ve gördüm ki, ev çok berbat. 30 m2 lik bir kulübede 6 kişi yatıyoruz. Pencereler açılmıyor. Duş kabini tamamen pas tutmuş. İçerde 1 tava 6 tabaktan başka mutfak ekipmanı yok ama Türkiye’deki anlaşmaya göre biz Amerika’da ya otelde ya da dayalı döşeli apartmanda kalacaktık. Bu durumu gelen müdüre yazdık, memnun olmadığımızı söyledik. Bize gelen cevabı şöyle: “Eğer evimi beğenmiyorsanız eşyalarınızı toplayın ülkenize dönün” Yani, evdeki herkes kovuldu.”

Karamık’tan öğrendiğimiz detaylar sonrası, ABD Göçmenlik Biriminin, Riverton Polis Departmanı’nda görevli memurları, beş yabancı üniversite öğrenci ile ilgili araştırma yapması için çağrıda bulunduğu haberini alıyoruz.

Karamık’ın da dahil olduğu yaşları 18 ile 21 arasında değişen öğrenciler, ABD’ye bir ay önce Aspire Dünya ve Dünya çapında Uluslararası Öğrenci Değişim (WISE) programı ile çalışmak için gelmişler. Riverton’da bulunan Burger King’de çalışmaya başlamışlar.

Amerika’daki bir şirkette çalışmak için her bir öğrenci 3500 ila 5000 dolar arasında para ödemişler. 1800 dolar aylık kira masrafı olarak belirlenmiş. Öğrenciler penceresi açılmayan, küçük, karanlık bir odada ilk aylarını yer yatağında geçirmişler. Bu durumda bir yanlışlık olduğunu düşünerek, Burger King yönetimine şikayet etmişler. Burger King’den aldıkları cevap ilginç: “Hizmet tahliye belgenizi alın ve başka bir yer bulun çalışmak için. Bizim koşullarımız bu kadar.”

Bu durumdan haberdar olan polis memuru Eric Murphy hemen ABD Avukat Bürosunu devreye sokmuş. Göçmen statüsünde bulunan misafir işçilerin zor koşullarda çalıştığını rapor etmişler. Kalacak yerleri olmayan öğrencilere Donna Michel adında bir kişi evini açmış. Polis departmanı da bu üç öğrenciye çalışacakları yer araştırması için kolları sıvamış.

Öğrenciler ABD’ye gelmelerini sağlayan WISE şirketine kendi durumlarını bildirmeye çalışmışlar ama telefonları karşılıksız kalmış. Burger King yerel yöneticisi yorum ve ismini vermek istemiyor.

Florida merkezli Burger King çarşamba günü şirketin soruşturmadan haberdar olduğunu söyledi ve yetkililerine bir bildiri yayınlamış.

“Hamama Giren Terler”

WAT ile ilgili forumlarda onlarca yorum okudum… Çoğu öğrenci, “Kalacak ve çalışılacak yerin ayarlandığından emin olmadıkça yola çıkmayın. Gelmeden önce muhakkak İngilizce pratik yapın; basit ihtiyaçlar nasıl söylenir öğrenin. Cebinizde sizi ülkenize geri götürecek kadar bir para muhakkak saklayın. Yola çıkmadan bu programı daha önce gerçekleştirmiş biriyle konuşun. Kendinizi her zaman en kötüsüne hazırlayarak yola çıkın” diyor.

“Eğer bu iş için yola çıktıysanız, hangi şirketle giderseniz gidin, her şeye hazırlıklı olun” uyarısında bulunuyorlar. Şirketin o kadar önemli olmadığını, hepsinin aşağı yukarı aynı hizmetleri sağladığını, herkesin yerin dibine soktuğu şirketlerden çok memnun öğrencilerin de olduğunu, yerlere göklere sığdırılamayan şirketler hakkında da birçok şikayet duyulduğunun altı çiziliyor. Bir öğrencinin mesajı ilgi çekici, şöyle diyor: “Kendinize güvenin. Şirket çok iyidir ama oradaki iş veren şerefsiz çıkar, sözünde durmaz, her şey olabilir, ama siz kendinize güveniyorsanız üstesinden gelemeyeceğiniz bir sorunla karşılaşmazsınız. İş mi yok? Başka iş bulursunuz… Ev mi yok? Başka ev bulursunuz, hele bir sınırı geçin de Allahın izniyle gerisi kolay… Son olarak eğer çok garanticiyseniz şirketinizle görüşür RoadShow işlerinden birini kapar, paşa paşa gidersiniz. Özetleyecek olursam “Hamama Giren Terler”

Öğrenciler WAT programının, en iyi yanının hayatın gerçek yüzünün nasıl olduğunu öğrettiğini de sözlerine ekliyorlar.

“Gezi kısmı biraz hayal…”

Geçen yıl bu program ile ABD tecrübesi yaşayan Anadolu Üniversitesi Almanca Öğretmenliği Bölümü’nü bu yıl bitiren İsmet Bozkurt ile görüştüm. 24 yaşında WAT ile ABD tecrübesi yaşayan Bozkurt, şirketten yana hiç bir problemi olmadığını, her şeyleri ile ilgilenildiğini belirtiyor. “Ama açık söylemek gerekirse, ABD’deki haklarımdan haberdar değildim. Verdikleri dosyalarda bütün bilgiler vardı ama İngilizcem yeterli değildi. Benim sıkıntım ABD’ye gidince oldu. Kaldığımız yerden memnun değildim. Doğru dürüst oturacak yer bile yoktu. Ortak kullandığınız mutfakta yemek yapmak bir dertti” diyor ve özellikle yabancıları yerlilerden daha fazla çalıştırmalarının altını çiziyor. Bozkurt: “İsteğine göre çalışma saatlerini azaltsan da bizi daha fazla yoruyorlardı. Bahşiş alamıyorduk, şirket kuralı öyleydi. Sigortamız, sağlık konusunda çok fazla bir şey karşılamıyordu, sadece acil durumlarda devreye giriyordu. Arkadaşlarımdan biri araba kiralamış ve kaza geçirmişti. Arabayı kendi kullandığı için sigortası devreye girmişti, ama arabada sürücü değil de yolcu olsaymış sigorta devre dışı. Baya sıkıntı yaşadı. Polisin direk suçlu gözüyle bakarak olaya müdahale ettiğinden bahsetmişti. İki gün hapiste yatmıştı. Şirket hemen devreye girdi, baya yardımcı olmuşlardı. WAT için ucuz işçi transferi deniyor, yani çok çalışıyorsun harcadığın parayı kazanabilmek için… 1200 dolar şirkete vermiştim. 900 euro uçak bileti tuttu, yani harcadığım parayı geri kazanmak çok zordu. Bahşiş almıyorsanız, işiniz zor. Yani anlayacağınız “Travel” kısmı biraz hayal. Ne dilim gelişti ne de para kazandım. Sadece ABD hakkında biraz bilgim oldu” diyor.

Emrah Taşar Dumlupınar Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü son sınıf öğrencisi. 25 yaşında. “ICEP Dünya” programı ile WAT aracılığı ile ABD’ye çalışmak için ikinci kez gelen öğrencilerden biri. Okuldaki ortalaması başarılı öğrencilerin bu program ile vizeye başvurduğunu belirtiyor. İngilizce not ortalamasının ikinin üzerinde olma şartı varmış. Taşar: “Vize için gerekli belgeler, ABD’deki şirketler ile yapılan yazışmalar, çok kapsamlı olmasa da sağlık ve seyahat sigortasının dahil olduğu 1100 dolar gibi bir masrafımız oldu. Şirketleri biz seçiyoruz. Aracı şirket biletleri ayarlıyor, kabul edilip edilmediğimiz belli olmasa da öncesinden bu işlemler yapılıyor ki bilet ücreti daha uygun olsun” diyor ve yaşadığı tecrübeleri bizimle paylaşıyor: “Ben Virginia’da bulunan Kings Dominion Eğlence Parkı’nı seçtim. Bu parkta çalışabileceğiniz birçok ayrı bölüm var. Bu bölümleri seçmekte özgürsünüz. Şartlar önceden söyleniyor. İlk üç tercihinizi belirliyorsunuz. Belirlenen kotaya göre çalışacağınız yeri size bildiriyorlar. Yani limitler belirlemişler. Diyelim ki Eskişehir’den 70 kişi alacaklar. Sıraya girmeniz şart. Bu süreçte ABD’deki şirketler görevli kişileri Türkiye’ye yolluyorlar. İş fuarları düzenleniyor. WAT programı ile ABD’de çalışmak isteyen öğrencileri işçi pazarında işçi seçer gibi seçiyorlar. Genelde cana yakınlar. Birçok öğrenci seçilmek için sabırsızlıkla beklediğimizi hatırlıyorum.”

ABD’ye gelirken ki amacını merak ediyorum… “Amacım dilimi geliştirmek. Biraz da para biriktirmek” diyor. Taşar, geçen yıl da bu program ile ABD’de bulunmuş. “Geçen yıl gelişimde kaldığımız yurtta en az yüz Türk öğrenci vardı, bir kelime İngilizce konuşmadan döndüler, belki biraz para yaptılar ama en çok da Türkiye’de görüşecekleri arkadaş edindiler. Türkiye kapalı bir kutu, ilk kez yurtdışına çıkıyorsanız bu program bulunmaz bir fırsat ama her tecrübe kişiye göre değişir elbette” diyor ve iş ortamı hakkında sorduğum sorulara cevap veriyor: “İşveren şartlarını, saat başı ücretleri baştan söylüyor, haftada en az 40 saat çalışma garantisini veriyor. Beni şaşırtan ilk konu “Over-time” kuralının bizim için geçerli olmayışı oldu. Anlaşmamızda bu hakkımızın olmadığını biliyorduk ama genel anlamda işçilerin haklarını düşününce bu uygulamanın bizim için geçerli olmaması haksızlık tabii. Haftada belki 70 saat çalıştığım oluyor ama aldığım saat ücreti 8 dolar.”

“Lüks bir villada kalmayacağımı biliyordum”

“Kaldığımız yerlerin şartlarını öncesinden bize söylediler. Beğenmeme lüksümüz yok. 100 dolar deposit verdik. Yurtta aynı odada dört kişi kalıyoruz. Bu odalar için haftada 47 dolar veriyoruz. Rahat bir yurt değil, bir koridorda 150 kişi kalıyor, ortak tuvalet, banyo ve mutfak kullanıyoruz. Oda arkadaşın ile anlaşamama durumunda başka odaya geçme şansınız var. Bizim burası eğlence parkı olduğu için arabanız yoksa burada kalmaktan başka çareniz yok açıkçası. İş yerimiz ücretsiz servis sağlıyor. Ama özellikle belirtmek isterim ki bu şartların hepsi önceden bize yazılı olarak verildi. Açıkçası lüks bir villada kalmayacağımı biliyordum.”

İş yerinde 24 ceza puanı belirlenmiş. Eğer 24 ceza puanı alırsanız, işten atılıyorsunuz. Kasada çalışıyorsanız 5 dolar açık verdiniz mesela, bu iki ceza puanı demek. İşe geç kaldınız ve de müdürünüzü aramadınız diyelim, 12 ceza puanı, aradıysanız 4 ceza puanı alıyorsunuz.

Taşar, bugüne kadar 24 ceza puanı alıp CCI’a giden bir tanıdığının olmadığını söylüyor ve imzaladıkları çalışma metnine dair bilgi veriyor: “DS2019 belgesini imzaladık. Yani bu bizim iş anlaşmamız. Çalışabilmemiz için gerekli tek belge bu ve belgede tüm detaylar açık açık yazıyor. CCI bizden sorumlu ajansın adı. Bizden sorumlu kişiler genelde ilgililer. Şikayetlerimiz varsa, alternatif geliştirmeye çalışıyorlar. İş anlaşmamız fesh edilirse işverenin bizi ABD’de uzaklaştırma hakkı var, hatta yeniden buraya gelme şansımız da sıfırlanabiliyormuş.”

Taşar, eylül ayının sonuna kadar ABD’de kalmak üzere anlaşmış şirketle; ama Erasmus’a kabul edilmesi dolayısı ile Türkiye’ye daha erken dönmesi gerekmiş, hiçbir zorluk çıkarmadan iş anlaşmasını göze alarak, eylül başında dönmesi için izin vermişler.

“Türkiye’den öğrenciler şehir efsanesi ile geliyorlar”

Taşar, “Hayallerle geliyorlar, 20 yaşında, hayatlarında hiç çalışmamış, para kazanmamışlar; sanıyorlar ki filmlerde gördükleri tarzda takılıp dönecekler. İşin iç yüzü ne yazık ki öyle değil. Bunu bilip gelirseniz çok problem yaşamıyorsunuz. Şanssızlık yaşayan arkadaşları anlıyorum, duyduğum kötü tecrübelere de üzülüyorum ama şartlar ve de yaşanan tecrübelerin istisnalar dışında kişiye göre değiştiğini düşünüyorum. Ne yapacaklarını bilirlerse, imzaladıkları belgeyi dikkatlice okurlarsa çok sorun yaşamazlar” diyor.

Son olarak WAT ile yurtdışı tecrübesi yaşamak isteyen kişilere bir önerisi olup olmadığını soruyorum… “Gerekirse tuvalet de temizliyorsunuz, çok çalışacağınızı, zaman zaman yalnız hissedeceğinizi bilerek gelirseniz bu ortama adapte olmanız uzun sürmez. Amerika rüyası yaşamayacağınızı bilin. Öğrenmek, güzel tecrübelerle dönmek, dünyanın dörtbir köşesinden arkadaş edinmek sizin elinizde. Türkiye’ye döndüğünüzde yaşadığınız yorgunluk unutuluyor, gezdiğiniz, gördüğünüz yerler aklınızda kalan.”

Türkiye’deki Amerikan Büyükelçiliği WAT’ı savundu…

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, üniversite öğrencilerine yaz aylarında Amerika’da çalışma ve seyahat etme imkanı sağlayan programla ilgili suistimal iddialarına açıklama yaptı: Büyükelçilikten yapılan yazılı açıklamada, “Basında yer alan haberler, geçtiğimiz on yıl boyunca Türkiye’de çok başarılı ve popüler olmuş bu program hakkında yanlış bir resim vermektedir” denildi.

Büyükelçilikten yapılan açıklamaya göre, WAT programı, orta öğretim sonrası öğrencilere Amerika Birleşik Devletleri’nde kültürel değişim imkanı vermesinin yan ısıra İngilizce yetenekleri üzerinde çalışırken para kazanma imkanını da sağlıyor. Türkiye, WAT programına katılım sayısı açısından dünya genelinde ikinci sırada yer alıyor. ABD Büyükelçiliği, bu yıl yaklaşık 10 bin Türk öğrenciye bu program için vize verdi. Büyükelçiliğe göre, geçtiğimiz yedi sene zarfında programa katılan Türk öğrencilerin sayısındaki patlama, Türk katılımcıların büyük çoğunluğunun edinmiş olduğu olumlu deneyimleri ve ABD Hükümetinin programa olan coşku dolu desteğini yansıtıyor. ABD Hükümeti, bu programa Türk ve Amerikan halkları arasındaki kültürel değişim ve Türk öğrencilerine İngilizcelerinin yanısıra diğer önemli işyeri deneyimleri kazanmaları olanağı sağlaması açılarından değer veriyor. WAT’ı savunan açıklamada, “Programa katılan Türk öğrencilerin büyük çoğunluğunun bildirdiği olumlu deneyimler, hemen her yaz giden katılımcı sayısının büyüklüğünden de anlaşılmaktadır” denildi.

Programa katılan Türk öğrencilerin Amerikalı akranlarıyla aynı koşullar ve çalışma şartlarını, ücretleri ve diğer konuları kapsayan aynı yasal korumalar altında çalıştığı vurgulanan açıklamada, katılımcıların gerekli merciler tarafından takip edildiği de belirtildi. Buna göre, Türkiye’deki Amerikan Büyükelçiliği ve Konsoloslukları, vize verdikleri öğrencilerin olumlu deneyimlerinin devamını temin etmek için programı yakından izliyor.

 

(Turkish Journal) 

Become a patron at Patreon!