Can Dündar: “Koalisyon pazarlıkları, Elif Eralp için tatsız sonuçlar getirebilir”

Can Dündar: “Koalisyon pazarlıkları, Elif Eralp için tatsız sonuçlar getirebilir”

Göçmen kökenli solcu bir kadının, Elif Eralp’in Berlin’deki zaferi kimileri için büyük bir umut, kimileri içinse bir tehdit. Bu zafer sürpriz mi, yoksa beklenen bir toplumsal reflekse mi işaret ediyor? Can Dündar ile Berlin seçimi üzerinden Almanya’yı konuştuk. Sorularım ve yanıtlar şöyle: 

Berlin’deki zafer bize ne söylüyor? 

 Öncelikle ana akım siyasetin –en azından Berlin ölçeğinde- çöküşünü haber veriyor. Merkezde Hristiyan Demokratlar, sosyal demokratlar, Yeşiller çökerken, sağda ve solda daha radikal alternatifler sunan siyasi akımlar seçmenin ilgisini çekiyor. Irkçı AfD’nin hızla büyümesi bir başka örnek… Almanya’yı onyıllardır yöneten 3-4 partilik farklı koalisyon kombinasyonlarının büyüyen sorunlara çözüm üretememesi, alternatif arayışlarını doğurdu. AfD’nin açılımının “Almanya için Alternatif” olduğunu hatırlatalım. Linke de “yetti artık” isyanına farklı bir alternatif oluşturdu. 

İkincisi belki diğer sol partilere de ders olabilecek bir mesaj: Elif, kampanyasını, kentin en can yakıcı sorunu üzerine kurdu: Konut… Kentin yoksulları, gençler ve göçmenler son yıllarda ev bulamamaktan ve yüksek kiralardan mağdur (bunlardan biri de benim). Kısa bir süre öncesine kadar diğer Avrupa başkentlerine kıyasla ucuzluğuyla nam salmış Berlin’i, dar gelirliler için yaşanmaz hale getiren bu gidişata dur demek, kiralara üst sınır getirmek ve üç binden fazla konuta sahip emlak devlerinin kamulaştırmak gibi vaatler, seçmende karşılık buldu.

“Berlin bir istisna”

 Elif Eralp’in göçmen kökenli bir ailenin çocuğu olması Mamdani ile benzerlik kurduruyor çok kişiye… 

Önce şunu görmek lazım: New York, nasıl ABD’nin genelini temsil etmiyorsa, Berlin de, Almanya’yı doğru yansıtan bir kent/eyalet değil. Linke’nin Almanya genelindeki oyu,yüzde 10’un altında. Berlin’de yüzde 25’i aştı. Berlin, bir istisna adası… Kentte yaşayan göçmen kökenlilerin oranı yüzde 43… Sol siyaset ve kadın hareketi çok güçlü. O yüzden burada göçmen kökenli, solcu bir kadının kazanması sürpriz sayılmaz. Fakat anketlerde başabaş görünürken son anda CDU’ya yedi puan fark atması, biraz da iki hafta önce yerel bir sandık zaferi kazanan aşırı sağcı AfD’ninyükselişini dengelemek isteyen bir seçmen refleksi olabilir. 

 Göçmen kökenli solcu bir kadın çok kişiyi irkiltebilir de aynı zamanda… Nedir görüşünüz? 

 İrkiltti bile… Mamdani nasıl Amerikan sağını, sermayesini, müesses nizamını irkilttiyse Elif’in de aynı korkuyu yarattığını ilk günden (hatta seçim gecesinden) gözledik. Göçmen kökenli ve solcu (üstelik kadın) olmasının yanısıra merkez siyaset açısından asıl korkutucu yanı, (İsrail’in güvenlik ihtiyacını kabul ederken) Netanyahu’nun Gazze’deki savaş suçlarından ötürü kente gelirse tutuklanması gerekeceğini söylemesi ve Hamas saldırganlığına karşı çıkarken Filistin halkının haklarını savunması… Almanya’yı biraz bilen herkes, bu sözlerin, Türkiye’de Ermeni soykırımından söz etmeye benzer bir etki yaptığını bilir. O yüzden daha sonuçlar açıklandığı anda linç kampanyası başladı. Tagesspiegel gazetesi, Eralp’in “Berlin’i yönetmek istiyorsa değişmesi gerek”tiğini” yazdı. Cem Özdemir de  “Antisemitizm konusunda net tavır almayanlar başkentte iktidarın yakınına bile gelmemeli” diyerek Yeşiller’in Linke ile koalisyon yapmaması gerektiğini savundu.

“Almanya hiç olmadığı kadar politize”

 Siyasetten belli ölçüde kopmuş insanlar Berlin’deki hareket ile mobilize olabilir mi dersiniz? 

 Elif’in seçmen ağırlığını gençler oluşturuyor. İlk kez oy kullananların yüzde 38’i Linke’yeoy verdi. 25 yaş altındaki seçmende bu oran yüzde 43… Türkiye’de akıl erdirilmesi zor bir durum, ama Almanya’da çocukları siyasete teşvik için ortaokul düzeyinde sembolik seçimler yapılıyor. Birçok Alman arkadaşım, çocuklarının sınıfında Linke’nin kazandığını söyledi. 

Linke, önceki seçimde Yeşiller ve SPD’ye oy veren birçok seçmeni kendi safına çekti. Daha önce sandığa gitmeyenleri de mobilize etti. Elbette bunda parti örgütünün kapı kapıkampanya yapmasının da etkisi büyük…Almanya’nın bugünlerde (en azından benim tanıklık ettiğim son 10 yılda hiç olmadığı kadar) politize olduğunu söyleyebilirim.

“Sermaye, sol bir müdahaleye karşı şimdiden barikat kuruyor”

 Sol Parti’nin (Die Linke) projelerini hayata geçirme şansı yüksek mi? 

 Çok zor görünüyor. Seçim gecesi kutlamalarını izledim. İtiraf edeyim: ODTÜ’de ÖTK (öğrenci Temsilcileri Konseyi), rektörlük seçimini kazanmış gibi hissettim. Öyle coşkulu, iddialı, genç bir enerji vardı. Ancak deneyim için aynı şeyi söyleyemeyiz. Konuştuğum bir parti yöneticisi, bütçenin tamtakır olduğunu, belediyeyi alsalar bile çok zorlanacaklarını söyledi. Eralp’in koalisyon için kapısını çalacağı SPD, emlak devlerini kamulaştırma türü radikal adımları “popülizm” diye niteliyor. Muhtemelen pazarlıkta ilk koyacakları koşul, bu vaatten vazgeçilmesi olacaktır.  Kaldı ki Başbakan Merz, konut şirketlerinin kamulaştırılmasını yasaklayan bir yasa hazırlığında olduklarını söyledi. Sermaye, sol bir müdahaleye karşı şimdiden barikat kuruyor. 

Daha önemlisi, antisemitizm meselesi… Almanya’da bu damgayı yiyen birinin tutunması çok zor; damgayı yemek için de bir Filistin kefiyesi takmak yeterli olabiliyor. Seçim gecesi, Elif’in Kürt seçmenleri zaferi halaylarla kutlarken sağcı Welt gazetesi halay çekenleri “Filistinli provokatörler” diye ilan etmekte gecikmedi. Merkez medya da merkez siyaset kadar öfke saçıyor Linke’ye… 

 Berlin’in önündeki seçenekler ne? 

 Yakında başlayacak koalisyon pazarlıkları, Elif Eralp için iki tatsız sonuç getirebilir: Koalisyon kuramamak (ve kenti yeniden sağ ağırlıklı bir koalisyona terk etmek) ya da vaatlerinden önemli tavizler vermiş bir Başbakan olarak (ve kendisine oy vermiş Berlinlileri hayal kırıklığına uğratarak) koltuğa oturmak…

Almanya’nın önündeki seçenekler de pek parlak değil. Ülkeyi, korkular yönetiyor şu an: Göçmenler, Müslümanlar, Rusya, antisemitizm, ekonomik daralma, ırkçılık, aşırı sol… Savaş rüzgârlarına silahsız ve ordusuz yakalanma… Ve korkulan bu sorunlara, çok daha korkutucu çözümler sunan partiler zemin kazanıyor. Sadece bu ay yapılan iki seçimdeki şok sonuçlardan sonra tartışılan şu: Bir eyalette oyların yüzde 44’ünü almış AfD, bir başka eyalette oyların yüzde 25’ini almış Linke, siyaset dışında tutulabilir mi? Merkez partiler bu baskıya daha ne kadar direnebilir?

35 yıl önce duvarın yıkılışını kutlayan, 10 yıl önce göçmenlere kapı açan ve savaşta Ukrayna’ya büyük destek veren Almanya, şimdi eski Doğu Almanya’da yükselen aşırı sağ, kapıları sımsıkı kapamaya dayalı bir göçkarşıtlığı, Ukrayna’ya desteğin azaltılıp Rusya ile husumete son verilmesi talepleri, sosyal devletin terki, yeniden silahlanma, antisemitizmle mücadele gibi devasa sorunlarla boğuşurken yüksek ateş sinyalleri veriyor. Almanya’nın önünde, eski günlerini aratacak bir yakın gelecek görünüyor.