Doç. Arpat Özgül: “Kalahari Çölü’nde yaşayan Mirketlerin kaderi, mevsimsel değişimin detaylarına bağlı”

Küresel iklim değişikliğiyle beraber aşırı hava olayları gittikçe artıyor ve mevsimsel dengeler değişiyor. Bu iklimsel değişimler, kutuplar ve çöller gibi zorlu hava şartlarının hakim olduğu bölgeleri daha şiddetli etkiliyor. 

Zürih Üniversitesi, Evrimsel Biyoloji ve Çevre Bölümü’nde araştırmalarını sürdüren Doç. Dr. Arpat Özgül ve ekibinin, dünyanın önde gelen bilim dergilerinden olan Science’da yayımlanan yeni araştırması, Kalahari Çölü’nde artan kuraklıkların mirketleri nasıl etkileyeceğini gösteriyor.

Uzun yıllardır yaban hayat popülasyonlarının çevresel değişime karşı gösterdiği evrimsel ve ekolojik tepkilerin bir arada incelenebileceği analitik yöntemler üzerine çalışan ve geliştirdiği bu yöntemleri iklim değişikliğinin farklı hayvan türleri üzerindeki etkisini tahmin etmek için  kullanan  Doç. Dr. Arpat Özgül ile Medyascope için görüştük.

“Araştırmamız, iklim değişikliğinin bir popülasyon üzerindeki etkisini tahmin edebilmek için popülasyondaki bireylerin biyolojik ve fiziksel çevreleriyle olan ilişkilerinde görülen mevsimsel değişimi doğru bir şekilde tanımlamamız gerektiğini gösteriyor” diyen Özgül,  sorularımızı şöyle yanıtladı: 

 Kalahari nasıl bir yer, mirketler nasıl hayvanlar?

Kalahari, Afrika’nın güneyinde yer alan, Güney Afrika, Botswana ve Namibya’nın kapsadığı bir çöl. Bölgede bitki örtüsü olmasına rağmen, yılın büyük kısmı kurak geçtiğinden çöl deniliyor. Çöldeki doğal yaşamın temel kaynağı yazları yağan yağmurlar.

Mirketler, bu kurak koşullara harika uyum sağlamış, sosyal bir kuyruksüren türü. Elli bireye kadar ulaşan sosyal gruplarda yaşar. Erişkin bir birey, yaklaşık 30 cm boya ve 1 kg ağırlığa ulaşabilir. Etobur olan mirketler, daha çok topraktan kazarak çıkardıkları akrep ve böceklerle beslenir. Bir dişi ve bir erkekten oluşan baskın çift sosyal gruptaki üremenin çoğunu tekeline alır ve gruptaki diğer bireyler (yardımcılar) yavruların yetiştirilmesine yardım eder. 

Kalahari’nin iklimi mirketleri nasıl etkiliyor? 

İklimsel ve sosyal koşullardaki değişimler mirketlerin vücut ağırlığını, sağkalımını ve üremesini etkiler. Örneğin yaz başında gelen yağışlar büyümeyi ve üremeyi arttırır. Kış soğuklarında ve popülasyon yoğunluğunda görülen bir artış ise büyümeyi yavaşlatır ve sağkalımı azaltır. İklimsel ve sosyal koşullarda görülen bu mevsimsel değişimlerin etkilerini anlamak mirketlerin akıbetini öngörebilmek için önemli.

© Arpat Özgül

Kalahari Mirket Projesi üzerine ne zamandır çalışıyorsunuz? 

Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Tim Clutton-Brock’un 1996’da başlattığı bu proje, popülasyondaki bireylerden düzenli olarak vücut ağırlığı, sağkalım ve üreme gibi, bizim “yaşam öyküsü” diye adlandırdığımız verileri topluyor. Ben ve ekibim, 2009 senesinde bu projeye dahil olduk.

Topladığınız bu veriler, size mirketler hakkında ne tür ipuçları verdi? 

Ekibimizden Dr. Maria Paniw’in başyazarı olduğu bu araştırmada, yaşam öyküsü verilerinde gözlemlenen değişiklikleri, yağış ve sıcaklıklardaki mevsimsel değişimlerle ilişkilendirdik. Bu ilişkileri bir popülasyon modelinde kullanarak mirket popülasyonunun elli yıl sonraki akibetini tahmin ettik. Tahmin sonuçlarımız, daha sıcak ve kurak yazların mirket popülasyonunu tehdit edebileceğini gösteriyor. Sonuçlara göre üreme azalacak ve popülasyonda daha az yardımcı birey kalacak. Öte yandan, iklim değişikliğinin bu olumsuz etkileri, kış sıcaklıklarındaki olası bir artış nedeniyle hafifleyebilir. 

Yani, değişen mevsimler mirketleri tehdit ediyor, öyle mi?

Evet! İklim modelleri Kalahari Çölü’nde mevsimlerin değişeceğini ve kuraklığın artacağını öngörüyor. Mirketlerden 1997’den beri düzenli toplanan bu verileri değerlendiğimizde, yaz kuraklığındaki artışın mirketlerin vücut ağırlıklarını düşüreceğini ve bunun sonucunda üremenin ve yavru sağkalımının azalacağını gördük. Bunun yanında, mirketlerin akıbetini tam olarak anlayabilmek için sadece yaz değil, kış mevsimini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Kış sıcaklıklarındaki olası bir artışın vücut ağırlığındaki düşüşü yavaşlatarak iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini hafifletmesi de mümkün. Mirket popülasyonunun kaderi, bu mevsimsel değişimlerin vücut ağırlığı, sağkalım ve üreme üzerindeki net etkilerine bağlı olacak.

Daha önce koyunlar ve marmotlar üzerinde de benzer çalışmalar yapmıştınız. Bu hayvan türlerine kıyasla mirketleri izlemek kolay mı, zor muydu? Neden? 

Her çalışmanın kendine özel zorlukları ve kolaylıkları var. Mirketleri diğer türlerden ayıran özellik insan varlığına çok hızlı alışabilmeleridir. Bütün bir gün boyunca bir mirket grubunun ortasında onlarla beraber yürüyüp, bireyleri ve birbirleriyle etkileşimlerini yakından incelemek mümkün. Diğer türlerde bireyleri tartmak için kapanla yakalayıp hareketsiz hale getirmek gerekirken, mirketlerde ufak bir pişmiş yumurta parçasını rüşvet olarak kullanıp, hayvanları kendi istekleriyle tartının üzerine çıkartmak mümkün. Bu sayede doğal ortamlarında yaşayan ve doğal davranış sergileyen bireylerden düzenli ve sık veri toplamak mümkün. Bu analizlerimiz için önemli bir avantaj sağlıyor.

Türkiye’de de benzer çalışmaların yürütülmesi mümkün mü?

Bu tarz çalışmalar çok önemli, çünkü iklim değişikliğinin etkilerini anlamak için birkaç yıllık veriler yeterli değil. Dünyanın birçok yerinde onlarca yıldır farklı canlı türlerinden detaylı sağkalım ve üreme verileri toplanıyor. Bu çalışmalar sayesinde doğal hayatın değişen çevre koşullarından nasıl etkilendiğini daha iyi anlıyoruz. Türkiye’de bu tip uzun süreli çalışmalar yok denecek kadar az. Benim de üyesi olduğum Türkiye Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği (ekoevo.org), bu tür çalışmaların Türkiye’nin farklı bölgelerinde sürdürülmesini aktif olarak destekliyor.

Grubunuzda sürdürdüğünüz diğer çalışmalardan da bahseder misiniz? 

Araştırma grubumuz “biyodemografi” alanında çalışıyor. İnsan nüfus araştırmalarında kullanılan araştırma yöntemlerinin benzerlerini yaban hayattaki popülasyonlara uygulayıp, değişen çevre şartlarında bu popülasyonların nasıl etkilediğini inceliyoruz. Ekibimizin şu anda üzerinde çalıştığı projeler arasında Kalahari’deki mirket çalışmamız, Botswana’da Afrika yaban köpekleri, Tanzanya’da zürafalar, Bhutan’da kar leoparları, İsviçre’de kar fareleri ve Kuzey Anadolu’nun büyük memelileri var. Bütün bu projelerde, incelediğimiz popülasyonların insan etkisiyle veya doğal yollardan değişen çevre şartlarından nasıl etkilendiğini inceliyoruz.

Kuzey Anadolu’da yürüttüğünüz projeyi kısaca anlatır mısınız? 

Seve seve. Kastamonu Üniversitesi’nden Dr. Anıl Soyumert ve Dr. Alper Ertürk’ün yıllardır özenle sürdürdüğü kapsamlı bir fotokapan çalışmasıyla, bölgedeki bozayı, kurt, vaşak, kızıl geyik, karaca ve yaban domuz gibi büyük memelilerin sistematik kayıtları tutuluyor. Anıl ve Alper’le EkoEvo Derneği’nin çatısı altında başlayan iletişimimiz, bu sene aramıza doktora öğrencisi Dilşad Dağtekin’in katılımıyla ortak bir araştırmaya dönüştü. Dilşad, Zürih’te öğrenmekte olduğu alansal markalama-yakalama yöntemleriyle bu fotokapan verilerinin analizini gerçekleştirecek. Bölgede bu türlerin dağılımını etkileyen çevresel etkenleri ve türlerin birbiriyle girdikleri etkileşimleri incelemek istiyoruz. Anıl ve Alper’le uzun süredir hayalini kurduğumuz bu ortak çalışma Dilşad sayesinde hayata geçiyor. Hepimiz heyecanlıyız.

Doç. Özgül ve ekibinin bu çalışması Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) ve İsviçre Ulusal Bilim Vakfı (SNF) tarafından finanse edildi.

Özgün makale: “Life-history responses of meerkats to seasonal changes in extreme environments”, Science, 8 Şubat 2019.

Doç. Özgül’ün çektiği mirket fotoları ve kısa videoları için tıklayınız.