İtalyan sokak sanatçısı Pier Paolo Spinazzè (CIBO): “Sanat bir savunma biçimi, esnek bir direniştir”

CIBO olarak tanınan İtalyan sokak sanatçısı Pier Paolo Spinazzè, ülkesindeki neo-faşizm, nefret söylemi ve berbat grafitilere karşı çizdiği meyve ve sebze resimleriyle dikkat çekiyor. Mücadele ettiği ırkçılar ısrarlı olsa da, CIBO pes edeceğe benzemiyor.

CIBO ile Medyascope.tv için haberleştik: 

21 yıldır resim yapıyor ve “Birçok projem var ama bunlar arasında CIBO en İtalyan olanı ve lezzetlisi” diyor.

“CIBO’nun macerası nasıl başladı?” diye sorunca,

“Şehrimde gamalı haç görmek istemiyordum ve o çizimi nerede görsem silmeye başladım. İlginç olan kısmı ise, eserleri yıkmak için geri döndüklerinde, ben onların nefretini  kullanarak daha iyisini yaptım ve kültürün onlardan korkmadığını gösterdim. Bu çabam devam ediyor. Sanat bir savunma biçimi, esnek bir direniştir” diyor ve amacını şöyle dile getiriyor:

“Uzun vadeli amacım vatandaşları sokak sanatı ile, sürprizle eğitmek. Şehirler insana dönüşmeli, duvarlar konuşabilir, gülümseyebilir, öfkelenebilir ve her şeyden önce herkes hem bir sanatçı hem de değişimin bir parçası olabilir.

Çok dinamik hissediyorum, böyle bir başarıyı düşünmüyordum, ama her iş bir fırsat ve sürekli artan bir hedef!”

İtalya’da büyümüş olmak ne hissettiriyor, nasıl anlatırsınız ülkenizi? 

Her zaman pozitif olmaya çalıştığım için bu soruya mutfak yanıtını vermek isterdim ama, İtalya iyisiyle ve kötüsüyle bir çelişkiler ülkesidir. Örneğin sanatla doluyuz, ancak benim çalışmalarım reklam olarak kabul edildiğinden vergilendirilebilir. Garip bir ülke!

Tipik çalışma yönteminiz nedir?

Her zaman bölgeyi ve mevsimi işimle ilişkilendirmeye ve sorular oluşturmaya, basit olsa bile bir mesaj vermeye çalışıyorum.

Hiç vazgeçtiğiniz, çizemeyeceğinizi düşündüğünüz bir an oldu mu?

Tabii ki! Tarihi binalar gibi çizim yapamayacağınız yerler ve zamanlarının çoğunu benim projelerimle uğraşmaya adamış insanlar var. Açıkçası bunlar  küçük ve dar kafalı insanlar, ama bu kişiler aşırı sağın suç ortağı politikacılar olduğunda durum çok daha vahim. Barış! Daha birçok duvar var.

Hiç Türkiye’de bulundunuz mu?

Henüz değil! Ama her ülkenin keşfedecek tatları var. Türkiye, yemeklerinden de anlaşılabileceği gibi Asya ve Avrupa’yı bağlayan büyüleyici bir ülke. Derin bir tarihi olan, birçok kültürü, bir aradalığı ve ayrışmayı barındıran koca bir ülke ama masaya oturulduğunda herkes daha iyi.

Nasıl hatırlanmak istersiniz?

Bundan konuşmak için erken (gülüyor). Özel bir şey yapmıyorum, sadece gerekli olanı yapıyorum. Eğitim almanın, yurttaşlık bilincine sahip olmanın, verdiği sözü tutmanın devrimcilik demek olduğu garip bir dünyada yaşıyoruz.

Sıradaki ne?

Tayland’da bir anaokulum, yurtdışında restoranlarım var. Eski ve yeni faşistlere karşı savaşım sürecek, şimdilik aptallıklarını göstermek için bir hobi bu.