‘Artık, demokrasiyi savunmak hiç olmadığı kadar elzem, hiç olmadığı kadar maliyetli’

Koray ÇalışkanSiyaset Bilimci Koray Çalışkan, seçim sonuçlarına şaşırmadığını söyleyenlere şaşırdığını ifade etti. “AKP’liler dahi bu kadarını beklemiyordu. Zaten kendileri de ifade ediyorlar.” dedi.

Çalışkan, AKP’nin seçimi beklenmedik ölçüde yüksek bir oy oranıyla kazanmasını şöyle değerlendirdi:

“Bu seçim bir korku atmosferi seçimiydi. Böyle bağlamlarda seçmen araştırmacılara gerçekten ne yapacağını söylemez. Bu yüzden araştırmacılar da bulamadılar ne olacağını. Seçmen doğru bildiğini yapar ve ortamlarda başka şey söyler. MHP’li bir seçmenin AKP’ye verip, yine de MHP demiş olabileceği bir seçimden bahsediyoruz. Seçmenin ezici bir çoğunluğu terörden kaynaklanan bir istikrarsızlık algısıyla seçime gitti. Menü iki sayfadan oluşuyordu. Tek Parti Hükümeti ya da Koalisyon. Seçmenlerin ve araştırmacıların çoğunluğu koalisyon hükümeti olacağını düşünüyordu. Oy pusulasıyla bunu engellediler. HDP’ye oy veren ve haziran seçim kampanyasından etkilenen muhafazakar Kürt seçmen, bu seçimde HDP’yi göremedi. TV’de yoktular. Miting yapamadılar. Seçmenin gördüğü şehitler ve bombalardı. MHP seçmeni de meclis başkanlığını, başbakanlığı elinin tersiyle iten Bahçeli’ye büyük ceza kesti. Elinde olsa ehliyetini 6 ay alırdı. CHP, küçük bir artışa rağmen oyunu korudu. Ama vaadleri istikrar dönemi ekonomik vaadlerdi. AKP, ben de yapacağım demeye başlamıştı. Bunun üzerine güçlü lider ve hükümet algısı seçmeni AK Parti’ye itti. AGİT’ın ilk raporu da bu analizi destekliyor. Şeffaf ve adil olmayan bir korku seçimi yapıldı.”

– Türkiye meşruiyet krizini nasıl aşar?

Eşit, adil, yüreğinde ağzında değil, aklı başında bir seçim atmosferi ile aşar…

– Peki, istikrarı hükümetlerde arayanlar ne kadar haklı?

İstikrarı yok eden bir AKP’den istikrar ummak bana isabetsiz geliyor. Ama seçmene muhalafet güven veremediyse, bence şapkayı önüne alıp düşünmesi gereken muhalefettir.

– Türkiye daha ağır bir baskı rejimine doğru mu gidiyor?

AK Parti, adıyla test edilecek. Adalet ve Kalkınma sözü verdiler. Alıp partilerinin adını böyle koydular. Ama biliyorsunuz ki ekonomik kalkınma demokrasi olmadan olmuyor. Demokrasi de hukuk devleti aşındırarak güçlenmez. Bu nedenle AK Parti sözlerini tutması için ülkeyi soktuğu otoriterlikten çıkarmak zorunda. Ancak buna dair bir demokratik irade ben görmüyorum. Artık, demokrasiyi savunmak hiç olmadığı kadar elzem, hiç olmadığı kadar maliyetli.