‘Gezi’nin hatırlatılmasından öcü gibi korkuyorlar’

 

Burak CopBolu CHP 2. Sıra Milletvekili adayı, siyaset bilimci Burak Cop, sosyal medyada paylaştığı “Seçimle gelip seçimle gitmiyorlar mı, inatçı lekelere karşı GEZİ’yi deneyin” mesajı sonrası Twitter üzerinden çok sayıda tehdit aldığını ve son olarak ölümle tehdit edildiğini duyurdu.

15 Ekim’de savcılığa suç duyurusunda bulunan ve Bolu Emniyet Müdürlüğü’nden resmen koruma talep eden Cop, şu açıklamayı yaptı:

“CHP’nin desteklediği ve içinde yer aldığı Gezi direnişine atıfta bulunduğum tweet AK Trollerin çarpıtmasına uğrayıp yüzlerce küfürlü mesaja ve birkaç tane de ölüm tehdidine maruz kaldı. Seçimle gelip seçimle gitmeyen ifadesiyle ne kastettiğim açık. Bunun dünya tarihinde en çok bilinen örneği 1933 seçimlerinden birinci çıkıp bir diktatörlük tesis eden Nazi Partisi’dir.”

Burak Cop ile gündeme dair konuştuk. Sorularımız ve yanıtları şöyle:

1 Kasım’a doğru AKP’yi nasıl görüyorsunuz?

AKP, 7 Haziran’da iktidardan düştüğü halde her türlü hukuk dışı ve antidemokratik önlemle gayrımeşru biçimde devlet yönetimine tırnaklarını geçirmiştir. 45 günlük sürenin dolmasına 5 gün olduğu halde hükümeti kurma görevinin Sayın Kılıçdaroğlu’na verilmemesi bir tür yürütme darbesiydi. Cumhurbaşkanı, anayasayı tanımıyor. Yürütme üzerinde vesayet kurmuş durumda.

17-25 Aralık’tan sonra yargı tamamen iktidarın kontrolü altına girdi diyebilir miyiz?

Evet, kesinlikle. Hepimizin vergileriyle yayın yapan AA ve TRT’nin hali de ortada. Biri başkanlık sistemi istiyor diye Temmuz ayında Suruç katliamı ile beraber içine girdiğimiz kanlı girdapta 500’e yakın insan öldü. Suriye’de TIR’larla silah yolladıkları barbarlar en sonunda geldi başkentte katliam yaptı.

Tüm bunların üzerine basın özgürlüğünün iktidar eliyle Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar baskı altında olmasını ekleyin. Ahmet Hakan’ın saldırıya uğraması buzdağının görünen yüzüdür yalnızca.

Şimdi Türkiye’de demokrasi var denebilir mi? Memleketi bu hale getirenler ne yaptıklarının farkında olduğu için Gezi’nin hatırlatılmasından öcü gibi korkuyorlar.

‘İktidar suç üstü yakalandı’

Haziran 2013’te T24’te,  ‘Türkiye’de iç savaş olasılığı’ başlığı altında bir yazı kaleme almıştınız. Hala aynı görüşte misiniz?

İç savaş olasılığı; barışçıl, demokratik ve özgürlükçü bir halk hareketi olan Gezi direnişine Tayyip Erdoğan ve çevresindeki klik toplumsal gerilimi tırmandırıp halkı kutuplaştırarak yanıt verdiğinden beri var. 2 yılı aşkın bir süredir bu korkunç olasılığa karşı kamuoyunu uyaranların yaptığı şey felaket tellallığı değil, yurtsever ve öngörülü bir “uyanık olalım” çağrısıdır.

Suriye’deki, AKP iktidarının benzin döktüğü ve yüz binlerce Müslüman’ın Müslüman’ı öldürmesine katkıda bulunduğu büyük yangın çoktan Türkiye’ye sıçradı. Reyhanlı, Suruç ve Ankara katliamları ile Niğde’de polislerin şehit edilmesi bunun en belirgin semptomları. Devlete çöreklenen kliğin iktidardan gitmemek için başlatabileceği bir iç savaşta bu cihatçı unsurlar Türkiye halkına karşı da kullanılabilir. Ancak bu büsbütün ateşle oynamak olacaktır zira bu gruplar mevcut İslamcı ve diktatoryal iktidarı dahi beğenmemekte ve Türkiye’deki rejimi “tağut” diye adlandırmaktadır.

Kısa süre önce Ankara katliamcılarının, katliamdan 3 gün önce isimleriyle beraber polise ihbar edildiği, ancak ellerini kollarını sallayarak dolaşmalarına izin verildiği ortaya çıktı. Devletin rolünün “ihmal”in çok ötesinde olduğunu biz zaten biliyorduk, tüm karartma çabaları ve yayın yasaklarına rağmen ortaya çıkan bu gerçekle iktidar suç üstü yakalanmıştır.

İç savaş çıkartmaktan dahi çekinmeyecek bu klik, Konya’daki milli maçta Ankara’da ölenlerin yuhalanmasında da görüldüğü üzere, sokağa dökebileceği bir insan malzemesini de çoktan yaratmış durumda.
Ancak ben, Türkiye ve Ortadoğu halklarının felaketi olacak bir iç savaşın, Suriye ve Ukrayna üzerine çıkarları 180 derece çatışan ABD’nin de, Rusya’nın da arzu etmeyeceği bir şey olduğunu zannediyorum. Sermaye sınıfının büyük kısmı için de böylesi bir iç savaş muazzam bir belirsizlik ve riskler yumağı anlamına gelecektir. Daha da önemlisi, hem Ankara katliamının akabinde iktidarın arzu ettiği şiddet sarmalı aradan 1 hafta geçtiği halde başlamadı, hem de halkımız temmuz ayından beri dökülen kanların RTE kliğinin iktidara tutunması için akıtıldığını fark etmiş durumda.

‘Seçim çalışmalarımızda seçmen bize “oynanan oyunun farkındayız” diyor’

1 Kasım’da neler olur?

AKP’ye belki MHP ve Saadet tabanından küçük bir miktar oy kayabilir, ancak buna rağmen oylarının yüzde 38 civarına düşmesini bekliyorum. Daha da önemlisi, seçimde oyunu en çok arttıracak parti olduğu tüm anketlerde görünen CHP, vekil sayısını 131’den 150 ila 160 arasında bir yere yükseltecektir.

HDP ne yapar?

Hiçbir araştırma HDP’yi barajın altında göstermiyor. Belki yarım ila 1 puan arasında bir kayba uğrayabilirler. Ankara katliamında pek çok üyesi ölmüş bir parti, hal böyleyken Sayın Kılıçdaroğlu’nun da belirttiği gibi, Başbakan Davutoğlu’nun bu partiyi dışlayan tutumu yanlıştı. HDP’ye 7 Haziran’da barajı aştıran, AKP’den oraya giden Kürt oylarıdır. Bunu Metropoll, Ipsos, Konda gibi araştırma şirketleri net biçimde ortaya koydu. Ne diyelim, AKP derdine yansın.