“Biz ölerek mi yaşamayı öğreneceğiz hâlâ”

Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe’nin öldürülüşünün üzerinden 15 yıl geçti. Nihayet 25. duruşmada karara bağlanan Göktepe davası,  “Mahkümiyet kararı çıkan ilk gazeteci cinayeti davası”  olarak basın tarihinde yerini aldı. Devlet suçüstü yakalanmıştı bu davada ve itiraf etmişti: “Metin, polisler tarafından öldürüldü.” 

Metin Göktepe, 8 Ocak 1996’da Ümraniye Cezaevi’nde yakınlarını kaybetmiş insanların kederini fotoğraflamış, gazeteci kimliği ile şiddetin önüne geçmek adına cezaevinde öldürülen tutukluların cenazesini takip etmek istemişti. “Sarı basın kartı sahibi” olmadığı gerekçesi ile ilçeye alınmamış, haberi izlemekte ısrarcı davranınca da, gözaltına alınmış ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar’ın emriyle gözaltına alınan 1052 kişi arasındaki tek gazeteciydi. O da Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürülmüştü. Daha sonra burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldüğü haberi yayılmıştı…

Annesi Fadime Göktepe oğlunun katillerinin bulunması uğruna aylarca mahkeme kapılarında yorgun, bitap haliyle kameralara yansıyordu. Göktepe’nin annesi Evrensel’e yaptığı açıklamada şöyle diyordu: “Kaç yıl oldu, Metin gece gündüz aklımdan çıkmaz. Ben unutmam Metin’i. Ne zaman öldümse bir tepik mezarıma vursunlar, bir de toprak üstüme koysunlar, o zaman belki unutabilirim” Oğlunu hep yanında hissettiğini söylüyordu. Öldürülen birçok gazeteci olduğunu belirten Fadime Ana, tepkisini şöyle dile getiriyordu: “Şeytan olacaksın, hırsız olacaksın, milleti dolandıracaksın, onlar yarayacak. Öyle temiz insanlar yarar mı? Yok! Çok insanlar kayboldu gitti. Nasıl bir çorabı sökersin sonuna kadar gider ya, bizim insanlara da öyle oldu.”

Duruşmada tanıklardan biri: “Metin’i sürükleyerek soyunma odasına getirdiler. Buna özel muamele yapın deyip polislere teslim ettiler. O kadar dövdüler ki sonunda bayıldı. Koridorda 8-10 kişilik bir grup dövüyordu. Sonra da Metin’i bir battaniyeye sarıp kömürlüğe götürdüler. Götürürken hala dövüyorlardı. Son olarak onu kömürlükte bir battaniyeye sarılı yatarken gördüm” dese de dava şehirden şehire sürülüyordu.

Nihayet 25. duruşmada karara bağlanan Göktepe davası, “Mahkümiyet kararı çıkan ilk gazeteci cinayeti davası” olarak basın tarihinde yerini aldı.

Sonuç: Devlet içinde kendi kişisel hatasını örtbas etmeye çalışan bir grup olsa da adalet gücünü gösterdi. Türkiye, bir polis devleti değil hukuk devleti olma yoluna adım attı.

Metin Göktepe, bugün Esenler Atışalanı Kemer Mezarlığı’nda sevgi ve saygıyla anıldı. Toplumsal Bellek Platformu’nda bir araya gelmiş, karanlıkta bırakılmış siyasi cinayetlerde yakınlarını kaybetmiş aileler de oradaydı. TBP olarak, Göktepe ailesiyle birlikte yıllar boyunca yalnız bırakılmış ailelerin adalet çağrısını bir defa daha vurguladılar. Toplumsal barışın sağlanması ve benzer cinayetlerin bir daha işlenmemesi için, birbirine çok benzer engellemelere uğramış cinayet dosyalarının yeniden ele alınmasının ne kadar önemli bir zorunluluk olduğunun altını bir kez daha çizdiler. Son olarak, toplumsal belleğin kör noktalarının açığa kavuşmasını geleceğin teminatı olarak gören tüm kurum ve kişileri kendileri ile birlikte taraf olmaya davet ettiler.

Can Dündar’ın dile getirdiği gibi, bu ülkede kurşunları yazan bazı kalemler yine kurşunla cezalandırılır. Ama tarihten biliyoruz ki, o kalemlerin mürekkebi, kurşundan çok daha etkilidir.

Ben de Metin Göktepe için verilen güçlü mücadelenin önünde saygı ile eğiliyorum. Ve kendisini sevgiyle anıyorum…

METİN’E METİN
BİR METİN

Metin’in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ…

Can Yücel

 

(Turkish Journal) 

Leave a Reply

Your email address will not be published.