San Dieogo’daki ‘pedi-cab’ kazasında, Türk öğrenci tutuklandı

4 Temmuz Cumartesi günü San Diego’da bir Amerikalının hayatını kaybettiği bisiklet-taksi (Pedi-cab) kazasının ardından, 23 yaşındaki Türk sürücü Şükrü Safa Çınar göz altına alındı. 

4 Temmuz Cumartesi günü bir Türk öğrencinin kullandığı bisiklet-taksi’de (Pedi-cab) meydana gelen trajik kaza, San Dieo medyasının gündemini oluşturdu.

Güney Kaliforniya’daki yerel gazeteler, 60 yaşındaki Shanon Miller’in öldüğü kazaya, göz altına alınan 23 yaşındaki Şükrü Safa Çınar’ın sebebiyet verdiğini iddia ediyor.

Kazada hayatını kaybeden Miller, bu hafta sonu bir eğitim kongresine katılmak üzere San Diego’ya gelmiş. Bir arkadaşı ile San Diego Convention Center’da düzenlenen eğitim toplantısının sabah oturumuna katıldıktan sonra yakındaki otele onları geri götürmesi için bir bisiklet taksi ayarlamışlar. Ne yazık ki yolculuk esnasında Miller araçtan düşmüş, kaldırıma çarpmış ve kafasına darbe almış. Miller’in öldüğünü öğrendik. Bu haberi duyar duymaz aracın sürücüsü Şükrü Safa Çınar’a ulaşmaya çalıştım. Bugüne kadar hakkında resmi bir suç duyurusu yoktu. Yetkililer, aracın sürücüsü tarafından dikkatsizce kullanıldığı için bu kazanın meydana geldiğini düşündükleri için, kazanın nasıl gerçekleştiğini bir de kendisinden öğrenmek istemiştim ama ne yazık ki ona ulaşmakta geç kaldım. Çünkü, Şükrü Safa Çınar dün sabah göz altına alınmış. Kazanın gelişimi şu an soruşturma altında.

Genelde “work and travel” programı ile San Diego’ya gelen gençlerin bu işi yaptığını söylersek yalan olmaz. Gebze Üniversitesi’nden yeni mezun olmuş ve bir ay önce San Diego’ya hem çalışmak hem de İngilizcesini geliştirmek için gelen isimlerden biri olan Şükrü Safa Çınar’ın başına gelen bu talihsiz olayın nasıl sonuçlanacağı merak konusu.

“Bisiklet- taksi işinden polisler rahatsız!”

Üç yıldır “Work and Travel” programı ile Amerika’ya gelen ve de bu işi yapan Bilgi Üniversitesi’nden bu yıl mezun olan Yavuz Aydın, Çınar’ın yakın arkadaşı. Kaza ile ilgili kendisi ile görüşme şansı yakaladım. Aydın çok üzgün ve de bu olay karşısında eli kolu bağlı oturacak mıyız! diye isyan ediyor.

“Her dönem yeni kurallar belirlenen ve bu yeni kuralların anons bile edilmediği bir iş bisiklet taksiciliği. Polislerin bize karşı önyargıları var. En ufak bir hatamızda bağırıp, çağırıyor, hatta küfürle bile ikaz ettikleri oluyor. Bize kötü muamele ediliyor. Özellikle Türklere karşı önyargıları olduğunu düşünüyorum” diyor ve zamanında bu şikayetlerini konsolosluğa bildirdiklerini belirtiyor.

“Bir olay olsa da şu bisikletlileri yok etsek diye bekliyorlardı!” 

Aydın, “Bu talihsiz kaza ile resmen günah keçisi olduk. Olay sonrası çıkan haberlere inanamıyoruz. Polisler ellerinde kanıt, rapor olmadan nasıl hızlı gidiyormuş diye demeç verebiliyorlar, aklım almıyor. Safa öldürdü diye cümleler okudum. Şoktayım” diyor…

Kazanın ayrıntılarını merak ediyorum…
4 Temmuz öğlen 11.00 gibi olduğunu, o gün hiçbir işlem yapılmadığını. Sadece her kaza sonrası olduğu gibi rapor tutulduğunu öğreniyorum. Miller için, ağır yaralı, ölebilir denilmiş. Miller, cumartesi gecesi ölmüş, öldüğü pazartesi günü hastahane kayıtlarına geçmiş.

Aydın’ın dediğine göre, bisiklete iki kişi binmişler. Bisiklet hiçbiryere çarpmamış. Diğer kişi hiçbir şekilde yara almamış.

Çınar, aracı hızlı mı kullanıyormuş diye sorduğumda cevabı netti: “O mekanda hızlı kullanmak mümkün değil. Kaldırımın üstünde çok insan var. Safa, bana Harbour Club’ın orada dört, beş pedal attım sonra kadın düştü, dedi”

Miller, araçtan düşünce hemen ilkyardım uygulamışlar. 911’i aramışlar, yoldan geçen bir doktor yardımcı olmuş ve birlikte ambulansı beklemişler. Çınar, olaydan çok etkilendiği için, kısa süreli şoka girmiş. Ellili yaşlardaki, Miller’in arkadaşı olan diğer yolcu, Çınar’ı sakinleştirmeye çalışmış. Yaklaşık onbeş dakika sonra ambülans gelmiş, kazazedenin yanına sadece bir kişi aldıklarından arkadaşı Miller’e refakat etmiş. Çınar, Miller’in arkadaşına kendisine ulaşabilecekleri bilgileri vermiş ve polisi beklemeye koyulmuş. O esnada Aydın da Çınar’ın yanına gelmiş.

Olay yerine polis geldikten sonraki detayları Aydın şöyle anlatıyor: “Safa, yaklaşık dört saat polise olayı anlattı. Polis kazanın gerçekleştiği yerde incelemelerde bulundu. Ben kelepçeleri ne zaman takacaklar diye bekliyordum. Kadının ölebileceği düşüncesi bizi orada perişan etti. Polis, Safa’dan telefon numarasını aldı ve elini sıktı, ayrıldılar. Polisin arkasından gittim, endişelendiğimi söyledim. Polis herşeyin yolunda olduğunu belirtti ve kadın ölebilir ama arkadaşının suçu yok belli ki dedi. Gerekli raporu tuttuğunu, bisiklet taksiyi kullanmaması için bir sebep görmediğini belirtti ve Safa’nın lisansını verdi, hatta bugün 4 Temmuz, buralar meşgul olur, iyi para yapar; diye de şaka yaptı. Polisin bu yaklaşımından sonra kadının iyileşmesini umduk ve büyük kaza atlattık, geçmiş olsun dedik. Safa, o gece çalıştı. Pazar da çalıştı.”

Peki, göz altına ne zaman alındı?

Bizim çalıştığımız mekandan sorumlu motorsikletli bir polis olan S. Thomson dün sabah bisiklet taksileri kiraladığımız isim Daniel Floranzano’u aramış, bisikletin garajda olup olmadığını sormuş, Safa da garaja gelmiş. Safa’dan öğrendiğim üzere, Thomson dedektifi aramış, bir konuşma trafiği başlamış. Önceden de tanıdığımız bize genelde zorluk çıkaran Brian isminde bir polis devreye girmiş ve dün sabah Safa’yı göz altına almışlar. Ben mekana geldiğimde Safa polis arabasındaydı. Polis arabasına yaklaştım, şimdi mi karar verdiniz; dedim. Beni konuşturmadılar. Zamanımız yok dediler ve de oradan ayrıldılar.

“Hemen bir avukat bulmamız lazım” 

Arkadaşları Çınar’ın ailesini, konsolosluğu bu konuda haberdar etmişler. Gerekli adreslere ulaşmaya çalışmışlar. Son olarak Aydın, “Safa fırsat buldukça bizi arıyor. Hemen bir avukat bulmamız lazım. Arkadaşları olarak üç beş kuruş ne kazandıysak yardıma hazırız ama konuştuğumuz kişiler avukat masraflarına gücümüzün yetmeyeceğini söylediler, ne yapacağımızı, bu kabusun nasıl sona ereceğini bilmiyoruz. Tek ümidimiz, kazanın olduğu caddedeki yüksek apartmanların güvenlik kamerasında o günden görüntülere rastlayabilmemiz. Bu işin ucunu bırakmayacağız. Türk toplum liderlerinin de arkadaşımızı sahiplenmesini istiyoruz. Üzüntümüzü kelimelerle anlatmak mümkün değil” diyor…

 

(Turkish Journal)

Leave a Reply

Your email address will not be published.