Dünyanın her yerinde “Yaşama Hak Tanıyın”

Her yıl bu hafta Silahlı Şiddete Karşı Küresel Hareket Haftası (Global Week of Action) olarak kabulgörmüştür. Türkiye’de, ABD’de, tüm dünyada bireysel silahlanma büyük bir sorun olarak halen devam ediyor.

Brezilya’da halka “Bireysel silahlanma yasaklanmalı mı?” diye sorulduğunda, halkın yüzde 64’ü “Yasaklanmasın” dedi. Sebebi çok açıktı. Kanun tanımazlar bir şekilde yine yasakları delecek, silahlanacaktı ve olan kendini korunmasız hisseden onlarca masum insana olacaktı. Brezilya’daki bu silahsızlanma korkusu gösteriyorki; suç kontrol altına alınmazsa, silahlanmanın önüne geçmek isteyen bireyler, vakıf ve kuruluşların “Silahını bırak” çağrısı yerine ulaşmayacak.

Yıllardır silahlanmaya karşı mücadele veren, 1993’te kurulan Umut Vakfı,

ülkemizde bireysel silahlanma sonucu meydana gelen ölümlerin her geçen gün arttığının, namlunun yavaş yavaş hepimize yöneldiğinin altını çiziyor.

Birleşmiş Milletler’in verilerine göre dünyada 638.9 milyon adet toplam hafif silah var ve bunların 378.3 milyonunun bireylerin elinde bulunuyor.

Umut Vakfı’ndan edinilen bilgiye göre “Dünyada her yıl 500 bin kişi ateşli silahlarla hayatını kaybediyor. Bunların 300 bini savaşlarda, 200 bini ise barışın hüküm sürdüğüne inandığımız savaşşız bölgelerde hayatını kaybediyor” Umut Vakfı da bireysel silahlanmanın devletlerin silahlanmasından daha vahim bir tablo çizdiğinin bilinciyle hareket ederek savaşların önlenmesi için bireysel silahlanmanın önünü kesmek üzere faaliyet gösterirken, aslında devletlerin silahlanmasına zemin teşkil eden sebebi de ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Umut Vakfı, Silahlı Şiddete Karşı Küresel Hareket Haftası sebebiyle internet sitesinde yayımladığı haftalık yorumda:

“Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’nin yaklaşık yüzde otuzunu oluşturan polis bölgesinde 2005 yılında ateşli silahlarla mala karşı 298.765 ve kişilere karşı 197.996 suç işlenmişti. 2006 yılında mala karşı işlenen suçlar yüzde 155 artışla 463.834 ve kişilere karşı işlenen suçlar yüzde 162 artarak 321.676 oldu.

Bu suçlar sonucunda, toplam 15.680 kişi öldü, 271.175 kişi de yaralandı. Suçlarda kullanılan ve ele geçirilen 38.010 adet silahın 5.263’nün ruhsatlı, geri kalanı ise ruhsatsızdı.

Bu sayılar ve oranları 2007 yılı projeksiyonu için kullanırsak, üzülerek, bu yıl sonunda sadece polis bölgesinde yaklaşık 8.500 yurttaşımızı kaybedeceğimizi ve 238.000 yurttaşımızın da çeşitli suçlara maruz kalarak yaralanacağını söyleyebiliriz. Yani böyle giderse; 2007 yılında bireysel silahlanma nedeniyle 8.500 kişi ölecek ve 238.000 kişi ise yaralanacak; toplam 246.500 yurttaşımız daha silahlanma mağduru olacak… Bu sayıları sadece soğuk rakamlar olarak düşünmemek gerek. Her biri bir canlı, belki de komşunuz, akrabanız, iş arkadaşınız, her sabah gördüğünüz simitçiniz… En az hepimiz kadar yaşama hakkına, kendini geliştirme hakkına sahip bireyler, yurttaşlarımız.

İşlenen suçlar sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanmalari engelleyebilmek için küresel önlemlerin alınma zamanı geldi de geçiyor” diye belirtti.

Silahlanmanın yol açtıgı şiddet olaylarını engellemek amacı ile Birleşmiş Milletler, “Uluslararası Silah Ticareti Anlaşması”nın genel ilkelerini açıklayarak, üye devletlerden görüş bildirmelerini istedi. Türkiye’nin olumlu görüşünü bildirmiş olduğu anlaşmanın üzerine inşa edileceği genel ilkeler şu şekilde:

İlke 1: Devletlerin sorumlulukları

Silah ve mühimmatın bütün uluslararası transferleri devletlerin iznine tabi olmalıdır ve devletlerin, transferin herhangi bir bölümünde( ithalat, ihracat, transit, aktarma, tahvilat) yargılama yetkisi olmalıdır. Transferler uluslararası hukukun getirdiği yükümlülükleri yansıtan ulusal yasalar ve prosedürlerle uyumlu olarak gerçekleştirilmelidir.

Her transfere izin, aşağıdaki prensiplerle uyuşuyorsa, o işle görevlendirilmiş devlet görevlileri tarafından sadece yazılı olarak verilmelidir, eğer yasal olan alıcıdan başka bir alıcıya satılacaksa ya da prensiplere aykırı olarak tekrar ihraç edilecekse izin verilmemelidir.

İlke 2: Kısıtlamalar

Devletler uluslararası kanunun getirdiği yükümlülüklerini ihlal eden uluslararası silah yada mühimmat transferlerine izin veremezler.

Bu yükümlükler aşağıdakiler kapsar

A. Birleşmiş Milletler Antlaşması altındaki yükümlülükler

a. Güvenlik Konseyinin bağlayıcı kararlar, silah ambargoları uygulamak gibi

b. Güç kullanımının yada tehdidinin hakkındaki yasak

ç. Başka bir devletin iç işlerine karışma hakkındaki yasak

B. Devletleri bağlayan herhangi başka antlaşma veya karar

a. Devletlerin taraf olduğu uluslararası, çok taraflı, bölgesel, yada alt-bölgesel organizasyonlar tarafından kabul edilen ambargolar gibi bağlayıcı kararlar

b. Devletlerin taraf olduğu belirli antlaşmalar tarafından yasaklanan silah transferleri, 1980 BM’nin çok zararlı konvansiyonel silahların yasaklanması ve kısıtlanması ile ilgili konvansiyonu, ve 1997 Anti-Personel Mayınlarının Yasaklanması Konvansiyonu gibi

C. Evrensel olarak kabul edilen uluslararası insancıl hukuk prensipleri gibi

a. Gereksiz yaralanma ve acıya sebep olan silahlar hakkındaki yasak

b. Askerlerle sivilleri ayırt edemeyen silahlar ve mühimmat hakkındaki yasak

İlke 3: Kullanım veya olası kullanımla ilgili kısıtlamalar

Devletler uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmede kullanılma riski olan yerlere(aşağıdaki durumlarda) uluslararası silah ve mühimmat transferine izin veremezler.

A. BM Antlaşmasının ve örf ve adet kanunlarının güç kullanımıyla ilgili boşlukları

B. Uluslararası insan hakları kanununun büyük ihlalleri

C. Uluslararası insancıl hukuk kanunlarının ciddi ihlalleri

D. Katliamlar ve insanlık suçları

İlke 4: Dikkate alınması gereken faktörler

Devletlerin transfere izin vermeden önce, alıcının silahların yayılmasını engellemek ve silahsızlanma ile ilgili taahhütlere ne derece bağlı kaldığını değerlendirmesi gerekir.

Devletler transfere aşağıdaki olası durumlarda izin veremezler:

A. Terörist saldırıları başlatmakta kullanılacaksa yada yardımcı olacaksa

B. Şiddet ya da organize suç için kullanılacaksa yada onlara yardımcı olacaksa

C. Bölgesel güvenliği ve istikrarı ters yönde etkileyecekse

D. Şürdürülebilir kalkınmayı ters yönde etkileyecekse

E. Ahlaksız uygulamalar içeriyorsa

F. Transferleri yapan devletlerin taraf olduğu uluslararası, bölgesel yada alt-bölgesel taahhütlerin, alınan kararların yada silahların yaygınlaştırılmasını önlemek, silah kontrolü, silahsızlanma ile ilgili antlaşmaların maddeleri ihlal ediliyorsa

İlke 5: Şeffaflık

Devletler her sene yaptıkları bütün uluslararası silah ve mühimmat transferlerinin ayrıntılı raporlarını uluslararası tescile sunmalılardır ve bu kurum senelik kapsamlı uluslararası bir rapor yayınlamalıdır. Bu raporlar bütün konvansiyonel silahların ve küçük ve hafif silahları içine alan mühimmatın transferlerini kapsamalıdır.

İlke 6: Standartlar

Devletler aşağıdakileri kontrol etmek için ortak standartlar oluşturmalılardır.

A. Silah ve mühimmatların bütün ithalat ve ihracatı

B. Silah ve mühimmat tahvilatı

C. Silah ve mühimmat üretim kapasitesi transferi

D. Silah ve mühimmat transiti ve aktarımı

Devletler uygulamayı izlemek için işleyen sistemler kurmalı ve bu prensiplerin tam olarak uygulanmasını güçlendirmek için ilgili prosedürleri belli aralıklarla gözden geçirmelidir.

Ülkemizde hızla artan bireysel silahlanma ve bilinçsizce silah kullanma sonucu yaşanan acılara dikkat çekerek “Bireysel Silahsızlanma” bilinci oluşturmak için siz de Umut Vakfı’na üye olun. Bu mücadeleye destek olmak istiyorsanız vakıf hakkında detaylı bilgiyi http://www.umut.org.tr adresinden alabilirsiniz.

 

(Turkish Journal)

Leave a Reply

Your email address will not be published.