“Akademik hürriyeti politik baskıya feda etmeyin”

 

ABD’deki Rum lobisi tarafından Kaliforniya’da KKTC üniversitelerinin yasadışı ilan edilmesi kampanyası tam olarak sonuçlanmasa da, şimdilik başarısız oldu. Bu şekilde, akademik özgürlüğe siyaset bulaştırılması engellendi. Başarıda ABD’deki akademik özgürlük kadar, Türk toplum temsilcilerinin de büyük payı var.

sdunisilKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) üniversitelerin Rumlar tarafından “yasadışı” ilan edilmesi ve uluslararası platformlarda yürütülen olumsuz kampanya, Rum ve Yunan lobilerinin yoğun tacizine maruz kalan San Diego Devlet Üniversitesi’ni (SDDÜ) etkiledi.

San Diego Devlet Üniversitesi ve KKTC’deki Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin uzun yıllardır akademik işbirliği antlaşmaları var. ABD’nin Kaliforniya eyaletinde faaliyet gösteren SDDÜ, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “KKTC’ye tecridin kaldırılmasını destekliyoruz” tavsiyesinden sonra Doğu Akdeniz Üniversitesi ile bir işbirliği antlaşması yaptı ve ardından öğrenci değişimi programı başladı. Üniversiteler arasında başlatılmış olan ve halen devam eden akademik işbirliği ve öğrenci değişim programı başarıyla sürdürülüp ilerlerken 15 Kasım 2006 tarihindeki son mütevelli heyeti toplantısında, Kaliforniya Devlet Üniversitesi (KDÜ) mütevvelli heyeti üyelerinden Rum kökenli Kyriakos Tsakapoulos KKTC’nin yasadışı olduğunu, ve SDDÜ’nun yasal yaptırımlara zorlanabileceğini iddia ederek programın derhal iptalini istedi. Bunun üzerine KDÜ Mütevelli Heyeti bir komisyon kurulup bu işin incelenmesini istedi.

Konuyla ilgili komisyon 6 Aralık’ta Long Beach’teki KDÜ merkez binasında toplandı. Tsakapoulos konuyu gündeme basit bir “bilgi maddesi” olarak sokup avukatlarını ve Kıbrıs Rum Yönetimi diplomatlarını getirterek üniversite üzerinde baskı kurdu. KKTC’nin Türk askerlerinin 1974’te işgaliyle oluşmuş bir toprak olduğunu, dünya tarafından kabul görmediğini belirten Rum yönetimi, bu ortamda işleyen bir üniversiteye öğrenci göndermeyin, orası güvenli bir yer değil diyerek baskı kurmaya çalışsa da, çabaları etkisiz kaldı. Bunun üzerine Rum yönetimi KKTC’ye gelecek Amerikalı öğrencileri tutuklama tehdidinde bile bulundu. Toplantıya Türk tarafı çok iyi hazırlanmıştı. Türk toplumunun mesajları yerine ulaştı ve sonunda mütevveli heyeti tarafından oluşturulan komite, KDÜ Başkanı Charles Reed’e bu programın sürdürülmesini tavsiye etme kararı verdi. Reed, ocak ayında gerçekleştirilecek olan KDÜ Mütevelli Heyeti toplantısında bu tavsiye kararını sunacağını resmen teyid etti.

Toplantı öncesi konuyla ilgili bir elektronik posta kampanyası hazırlayarak toplumumuzun aktif üyelerini harekete geçiren Ergün Kırlıkovalı toplantıya dair gözlemini şöyle aktardı: “ Önce Yunan tarafı söz aldı. Rum tarafının iki avukatı iyi hazırlanmıştı ama tüm argümanları bizler tarafından harfi harfine bilindiği için bizler her iddialarına bir arkadaşımız aracılığı ile yanıt verme olanağı bulduk. Bir Rum konuşmacı bayan bağıra çağıra herkesi tedirgin etti. Süresini aşınca mikrofonu kesildi ama bağırması durmadı. Bu saygısız hezeyan Rumlara kesinlikle puan kaybettirdi.

“Saygılı, profesyonel ve etkileyici”

SDDÜ rektörü söz aldı ve akademik hürriyetin politik baskıya feda edilmemesi gerektiğini anlattı. Arkasından Türk tarafı devreye girdi. Önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Los Angels Fahri Konsolosu Mehmek Mustafoğlu Kıbrıs sorununu tarihini çarpıcı bir şekilde anlattı. Arkasından avukatlarımız David Saltzman ve John Safyurtlu programın yasaklanması halinde KDÜ’nun nasıl ABD anayasasının 1., 2., ve 14., maddelerini çiğnemiş olacaklarını ve Türk-Amerikalılar tarafından hemen dava edilebileceklerini, geçmişteki benzer davaların sayılarını ve içeriklerini tek tek vererek anlattılar. Daha sonra da Türk toplumu üyeleri tek tek söz alarak konuştuk. Kimse verilen süreyi aşmadı ve mesajlar çok net bir şekilde verildi.

“Rumlar üzerinde soğuk duş etkisi”

Bu arada ABD Dış İşleri Bakanlığının bir yazı ile SDDÜ-DAÜ işbirliğini açık bir şekilde destekledi ve olayın yasal olduğunu bildirdi ve bu ibrenin Türk tarafına dönmesine yardımcı oldu. Tabii bu arada KDÜ sistemine bağlı 23 üniversitenin rektöründen oluşan KDÜ-Senatosunun oybirliği ile aldığı “akademik hürriyeti politik baskıya feda etmeyin” temalı karar öyle inanıyorum ki, en etkili silahımız oldu.

“ABD’yi ABD yapan şey işte bu akademik hürriyettir”

Mütevelli heyeti tartışmalarında Tsakopoulas bu işin bittiğini düşünerek programın iptalini istese de, heyet üyeleri tek tek söz alarak gerçekten muhteşem şeyler söylediler. KDÜ başkanı KDÜ’nun 23 yerleşkesine (kampüs) 405 000 öğrenciye eğitim verdiğini, kendisinin hergün, her dakika risk aldığını, ve bu nedenle duyduğu hukuki tehditlerin kendisine vız geldiğini anlattı. Öğrenci temsilcisi, kendisine öğrencilerden gelen 65 kadar mektubu havada sallayarak “bu mektuplarla 405 bin öğrenci, eğitim ve öğrenim hürriyeti istiyor” dedi. Diğerleri de “kararı veririz arkasında da durmasını biliriz” dediler.

“Oylamada tek kaldı”

Her iki oylamada da Tsakopoulos 5-1 yenildi. Sonuçta programın sürmesi ama programın işleyiş kurallarının gözden geçirilerek varsa riskli yanlarının sağlamlaştırılması kararına varıldı.

Titiz ve gönülden çalışmalarımız semeresini vermiş ve Rum tarafı büyük bir hezimete uğratılmıştı. Şimdi sırada 23-24 Ocak 2007 tarihindeki KDÜ mütevelli heyetinin tam kadro ile bir araya geleceği o büyük toplantı var. Rumların en ağır toplarını getireceğine, politikacılardan destek arayacağına şüpheniz olmasın.

Herşey bir yana, o gün o toplantı salonunda yaşanan bu muhteşem zaferi Türk konuşmacıların yüzlerindeki gülümseyişlerde okumak mümkündü. Bu çok özlediğimiz bir duyguydu…”

Los Angeles Muavin Konsolos Anıl Bora İnan, konuyla ilgili: “Bu işbirliği bizim açımızdan tamamen akademik özgürlük çerçevesinde değerlendirilmektedir. Konuya siyasi bir yaklaşım getirmeye çalışmak KKTC’nin mevcut izolasyonunu sürdürme gayretinden başka bir amaç taşımamaktadır. Doğu Akdeniz Üniversitesinin “tartışmalı toprak mülkiyeti”ne sahip olduğu iddia edilen toprak parçası, tüm kampüs alanının %0.5’inden fazlasını teşkil etmemektedir. Mesele KKTC’nin siyasi olarak tanınmasının çok ötesinde, bireylerin eğitim özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir” dedi.

“Türk tarafı daha olumlu ve yapıcı bir izlenim bırakmıştır”

İnan, Türk toplumunun güzel bir işbirliği içinde hareket ederek, komite üzerinde çok olumlu bir etki bırakmış olduğunun altını çizdi. Elde edilen kararın, çok sınırlı bir başarı olduğunun unutulmaması gerektiğini, halen KKTC/Türk tarafınca yapılması gereken çok önemli “ev ödevleri” bulunduğunu özellikle belirtti. İnan, ayrıca “ABD Dışişleri Bakanlığının KKTC’ye yönelik tutumunun ön plana çıkarılarak özellikle KKTC’ye yönelik “Seyahat riski” uyarısı bulunmamasının KDÜ yönetimi tarafından kullanıldığına dikkat çekti. “KDÜ’nin ABD’nin ilgili Büyükelçilik ve Başkonsolosluklarıyla istişare halinde bu tür uluslararası programları yürütmekte olduğunu” KDÜ yetkililerince özenle ifade edildiğini ve KDÜ yöneticilerinin, bu işbirliğinin sorgulanmasının, tüm uluslarası programların sorgulanması anlamına gelecek olması nedeniyle rahatsızlık duyduğunu” belirtti.

İnan, son olarak “Bundan sonra yapılacak olan KKTC/Türk tarafının KDÜ Mütevelli Heyeti üyeleri nezdindeki girişimlerini sürdürmesi ve hukuki olarak Rum lobisi tarafından başvurulabilecek yöntemlere karşı çalışmalarını arttırmasıdır” dedi.

ATASC-SD Başkanı Arzu Kürkoğlu toplantı sonrası açıklamasında;
“San Diego’daki Türk Amerikan toplumu olarak bir üniversite öğrenci değişim programının politik sebepler öne sürülerek iptal edilmek istenmesinden son derece rahatsızlık duyduk. Komite üyelerinin akademik özgürlüğün devamı yönünde karar vermesinden dolayı mutluyuz.
Akademik özgürlüğün demokratik ortamlarda sonuna kadar savunucusuyuz” dedi.

(Turkish Journal)

 

Leave a Reply

Your email address will not be published.